gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 20, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDüşünün ki Vogue'da çalışmaya başlamışsınız. Zaten oralara kadar gelmiş olmanız başkalarından giyim olarak biraz farklı olduğunuzu gösteriyor. Bu farkı senelerce stil sahibi olmakla, sembolik değişik bir tarz yaratmakla (taşıdığınız biçimler farklı olabilir ya da çok parlak renkleri tercih etmişsinizdir), trendleri çok daha önceden koklayıp gelene hazırlıklı olmakla yaratabilmişsiniz.
Ne var ki, kot modası dünyayı özellikle son bir kaç senedir kasıp kavururken bu sıcaklara kayıtsız kalamazsınız ve dünyaları harcadığınız kotunuzun üzerine Chloe bir bluz kondurup, üzerine minik Chanel ceketinizi giymişsinizdir.
Sonra bir gün patronunuz Anna Wintour şöyle bir soruya, böyle bir cevap verir;
Barbara Walters : "Is it true that the women who work at Vogue have to be particularly stylish, no jeans?" Vogue'da çalışan kadınların özel bir stil sahibi olmaları gerektiği doğru mu? Kot olmadan?

Anna Wintour: " We expect, we don't dictate, a certain style of dress." Dikte etmeyiz ama belli bir tarzda elbise giyilmesini bekleriz.

Kotunuzu ebay'de sattınız mı yoksa çoktan işten atıldınız mı? (Daha bir Türk Vogue'da kadrolu olmadı değil mi? İngilizce yazmak gerekiyordu bu postu)

Eğer Bayan Wintour bu stylish/stil kelimesiyle şıklığı belirtmek istiyorsa, kotun bu katmanda olmadığını düşünüyorsa, bence de yanılmıyor. Tarihe baktığımızda zerafet, şıklık, elegan kelimeleri harmanlandığında çıkan sonuç hiç bir zaman kotlu bir tarif olmuyor. Audrey Hepburn, ya da Jackie Onasis veya çeşitli prensesler ve baktığınızda anı durduran, hayranlık uyandıran birçok stil insanı kotlarıyla değil, klasik formlu kostümlerle anılıyor. Vogue'da çalışmak isteyenlere kotsuz bir yaşantı için hazırlıklı olmalarını salık veririm.

Etiketler: ,

"comments">

<$BlogItemCo5h4>
Blogger Mademoiselle

<$BlogCommenMerhaba,

Mumkun oldugunca yazilarini takip ediyorum ve bende moda ile ilgilenmeyi cok seviyorum.

Kotlara gelince, bence onlarsiz bir moda olmaz. Zerafet konusunda sana ve digerlerine hem hak veriyorum, hem hak vermiyorum. Kot pantolon ve etek olmadan modanin yada bir gardrobun tamamlanmis olduguna inancim yok. Sorryyy:)

<$BlogCommen9:05 ÖSlogCommen  Blogger deryik

<$BlogCommenbence kot sade olmalı, taşlarla bezenmemeli, skinny de olsa biraz sokaktan olmalı... ve vogue'da çalışan biri kot giymemeli, giydiklerinin kumaşından dikişinden stili anlaşılmalı..

<$BlogCommen9:19 ÖSlogCommen  Blogger aylin sener

<$BlogCommenSevgili Melis,
Uzun süredir bakamıyordum yazılarına. Şöyle bir göz gezdirince çok keyifli şeyler yazdığını fark edebildim. Şİmdi Yavaş yavaş aşağıya doğru ineceğim.
Yalnız sözünü etmeden geçemeyeceğim. Kot pantalon bence modanın bu güne dek yarattığı en radikal, en asi, en rahat kıyafeti.
Zarafet meselesine gelince, kot giyince zarif görünmeyi başaramayanlar için üzgünüm.
Sevgiler...

<$BlogCommen12:49 ÖÖlogCommen  Blogger aylin sener

<$BlogCommenMelis merhaba, yine ben,
24 Aralık 06 tarihli Sabah Gazetesi'nin eklerinden birinde Türkiye'deki kadın blog yazarlarından baseden bir yazı vardı. Yazıda senden de bahsediliyordu. Belki biliyordun ama ben adını orda görünce mutlu oldum ve bilgi vermek istedim.
Sevgiler...

<$BlogCommen1:25 ÖSlogCommen  Anonymous Adsız

<$BlogCommenkizlar,
kot mevzusunu gelismis gordum.

benimde kotsuz gunlerim gecelerim gecmiyor.yani vogue'a giremeyebilirim bastan soyliyim.
bu arada elbise-stil ortusmesi derken bence bu klasmanda etek de var. bi tek kotu dislamis oluyoruz:) tabii onun yaninda şort falan da olmamasi lazim.
nedense bende hayranlik uyandiran formuller hep kotsuz oluyor. iste cok goreceli begeni meselesi.

bu arada aylincim haber verdi dun birçok kişi gazeteyi. bende birazdan siteye ekleme yapicam. saolasin varolasin valla. minicik bir satirin bile etkisi olmus:)

sevgiler,
.melis

<$BlogCommen2:47 ÖSlogCommen  <$BlogItemCrYorum Gönder

nd #comments --> v>