gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeTemmuz 31, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoSkytürk'ün internet haberleri veren Cafe Net programında Moda Trenden İn! cumartesi akşamı tanıtıldı.
Bu haber insana "Moda Trenden İn! sen bizim herşeyimizsin" dedirtiyor. Yani onu diyen insan benim tabi :)

Bir gün mikrofon uzatılırsa, "I love Faşın Tivi" yerine "Ay lav Modağ Tıreyndeyn İyın!" diyeceğim.

Etiketler:

nd #comments -->
gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoAk - kara
Gece - gündüz
Güzel - Çirkin
İyi - Kötü
Skinny Jeans (Nam-ı diğer: dar kot) - Baggy Jeans (Bol kot)

Her çıkışın bir inişi olduğu gibi, dar kotlarımıza elveda diyip, sonbaharda bu yeni modellerin avına çıkacağız. Şimdi bu model koca bir hayır gibi gözüksede, buna da alışır göz hiç merak etmeyin. Neler giydik yıllar boyu...

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeTemmuz 30, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoYine alemin aklı nelere ermiş, faydalardan fayda sağlamak da bize düşmüş.
Bana, "bir ayakkabı bağcığı değişik bağlama metodu" öğretenin kırk yıl kölesi olurum diyorsanız, ya da kölelik etmem ama kırk yıl kahvenin hatrı vardı en azından onu pişerebilirim diye kırkını illaki çıkarmak istiyorsanız, bence daha fazla okumadan hemen şu linke koşun.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Burberry Prorsum, D&G, Anna Sui, Marc Jacobs

Bir trend geliyorum demez, gelir.
Kış 2006/7, Marc Jacobs'ı kaçırmayın.
El örgüsü şapkalara dikkatli bakın!

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeTemmuz 23, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoMatch Point filmini seyreden var mı kızlar? (haydi kızlar sağ eller havaya gibi bir giriş oldu, neyse takılmayıp devam ediyorum)
Jonathan Rhys Meyers'ı hatıryalan ya da unutamayan?
Bu kış kendisi de Versace'nin reklamlarında kullanmaya doyamadığı ünlüler arasında yer alacakmış. Yalnız erkek ürünlerinde mi yoksa kadın mı bir açıklık gelmemiş ona yanarım.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoView on Colour dergisinde şu satırlar çok ilgimi çekti. (iki sene önceki bir sayısında)
Endüstri tasarımcısı Maarteen Baas "mükemmelliğe" farklı bir bakış açısı getirmiş.
"Güzellik nedir? Mükemmellik nedir? Niçin mükemmelliğin simetrik, düzgün ve cilalı olması gerekir? Doğayı mükemmel diye nitelendiriyoruz, fakat kayalar, dağlar düzgün ve simetrik değil. Peki o zaman onu nasıl beğeniyoruz?"
Baas için zaman ve onun etkiledikleri önemli bir boyut, ve normalde onu fethetmek için uğraşıyoruz.
"Niçin herhangi birşeyini değiştirmeye cüret ediyoruz? Niçin değişimleri kabullenmiyoruz?
O halde ürüne olan değişiklikleri niye silmeye, "olması gerektiği" şekline sokmaya çalışıyoruz. Çizikler o ürünü zenginleştirmiyorlar mı? Birşey kırıldığı zaman, bu yeni şekli de mükemmel değil mi? Süslemenin anlamı ne? Eğer ürünün kendi yapısında o süsleme yoksa, onu çıkartamaz mıyız? diye soruyor.

Zaman ve üzerinde bıraktığı izler bizleri deneyim açısından olgunlaştırıp zenginleştiriyorsa, İstanbul boğazı bile böyle bir zaman süreci ve onda bıraktığı derin izlerin mükemmel sonucuysa, üstü çizilmiş bir masa ya da sayfası kıvrık bir kitap da o zaman mükemmel olabilir. Çünkü yaşanmışlıkları var ve bu onu daha zengin hale getirmiş olabilir.
Sahi mükemmellik nedir o zaman? Biz neye kime mükemmel diyoruz?

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeTemmuz 17, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Chanel son defilesinde kot pantolon olayını çizme şeklinde yorumladı. Bence başarılı bir modelleme oldu.

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoHer kızın rüyası Zetina Dikiş Makinası değil, Condé Nast yayıncılığın moda dergilerinden birinde çalışmaktır.
Yeni bir iş ilanı vermişler. Rüyaların ilanını olduğu gibi aktarıyorum.
`Yani bir dergide çalışmak isterdim ama
Condé Nast ne ki?` diye soranlar için; Vogue, Vanity Fair, W, Lucky sahibi oldukları dergilerin sadece birkaçı diyelim.

Condé Nast Publications seeks Fashion Assistant

Full Time Job Location New York, NY USA
Job Requirements: Condé Nast Publications seeks Fashion Assistant with strong background. This individual will be responsible for a variety of tasks, such as managing a calendar and expenses, implementing a system for incoming and outgoing items, handling the production of cover and well stories, working with Market Editors to assemble looks and accessories for upcoming shoots, and assisting on shoots.The ideal candidate should have two to three years of experience in the fashion department of an upscale consumer magazine, or assisting an independent stylist on magazine photo shoots. Candidates must have a sophisticated eye for fashion, be extremely responsible, possess excellent organizational and communication skills, have the ability to work in an extremely fast-paced and unpredictable atmosphere, be familiar with working around high profile individuals, and enjoy assisting in all aspects of fashion.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoSkinny Jeans yani dar kot trendi her yeri sarmış durumdayken, tahtı başka bir trend tarafından doldurulmak üzere. Bu yeni anlayışın adı: Havuç. Levis tarafından üretilen bu kot modeli gerçekten bir havuç formunda. Üst taraf bol alta doğru inceliyor. Tokyo sokaklarındaki gençlerden ilham alınmış bu model için.
Levis'ın dışında da bu modelin beğenisi tespit edillmiş aşağıda olduğu gibi. Abartılı modeller biraz MC Hammer'ı andırıyor.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeTemmuz 13, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoBirçok İtalyan ve Fransız lüks moda evi (Giorgio Armani, Gucci, Versace, Bottega Veneta, Dior), değerli taş ve takılarla sahneye çıkmaya başladı. Tasarımlar, hikayeler ve renkler yine yüksek dozda "arzu" içeriyor. Üstelik bu markalar Cartier, Bulgari, Tiffany&Co ve Chopard gibi devlerle azimli bir şekilde yarışıyor. Fransız Vogue geçen seneden bu yana ısrarla her sayı bijüteriye çok önem veriyor.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo-Dalga mı geçiyorum?
-Evet
.



Küçük bir not: Yukarıdaki kapsül çalışma bu blogda olamayacak bir eleştiri için kobay niteliğindedir. Axl Rose gibi "tarzı" olan, 80'lerde kafamıza bandanayı takma sebebimizi eleştirebilecek bir yiğit çıkagelmemelidir.
...Where do we go, where do we go now, where do we go...

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeTemmuz 11, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDünya Kupasındaki maçlara canlı tanık olmak, stad havası solumak için illaki uyruğu olduğunuz ülkenin turnuvaya katılması gerekmiyor. Yüksek standartta kaliteli futbol seyretme zevki de bu ayrımda kendini belli ediyor. Sözlere maç ve futbol kelimeleriyle başlayıp -"derin futbol" benzeri programlarda olduğu gibi- el hamuruyla erkek işine karışma eyleminde asla bulunmayacağım.
Zira konu moda. Kaliteli futboldan sözü açmışken, sempatik Brezilya'nın sarı-yeşil rengi, yine kalplerde taht kurmuş olan Arjantin'in yumuşak mavi tonu, portakal Hollanda'nın narenciye tüccarı turuncusu ve İtalya'nın karizmatik mavi formaları benim favori forma renklerim oldular. Erkekler caddelerde sokaklarda, sentetik formalarıyla ve dünya kupası için bilimum hazırlanmış t-shirtleriyle tam gaz olayın moda tarafını yansıtsalarda, kadınlar bu konuda zayıf kaldılar. Onlar, günün modası askılı bluzlar, elbiselerden vazgeçmiyor. Dolayısıyla kadınların takım desteğini bilahare göstermeleri için Mango-Zara üst ve bluzların ya bayrak renklerinde dolantılması veya yine aynı biçimdeki bluzların önüne ülke amblemi arkasına da futbolcu adı işlenmesi gerekiyor. Aksi takdirde kadınlar taraftarlık uğruna erkek t-shirtlerinin yarısı ebadındaki kadın versiyonlarını giymiyorlar. Üreticilere seslenelim.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo


Cool'un günümüz resimli tarifi olan Vice dergisi The Photo issue'da yine yapılması ve yapılmaması gerekenlerden bahsetmiş. Hatta bahsetmekle kalmayıp görüntülemiş. Bir takım klişeleri ağır eleştirseler de, haklı oldukları noktalar var "yapmayınlarda".

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoO halde bir köylü olarak diyorum ki; ekonomik gücü sağlam olan şimdiye kadar gördüğüm tüm ülkelerde alışveriş eğilimleri, markalar hep aynı. Bütün kadınlar High Street dediğimiz -sezonluk kullan-at trend olsun senin olsun- mallarını karıştırıp giyiyolar. Erkeklerde de durum hiç farklı değil. Gözde olanlar mı? Nike, Puma, Diesel ve benzerleri.
Geçen hafta Berlin'de bulunduğum sürede en undergroud, grunge, keşfedilmemiş yerleri görmek istedim. Zincir dükkanlarda olmayan, yeni filizlenmiş tasarım ürünleri bulmak istedim. Ancak bulamadığım gibi şöyle bir mantık geliştirerek niye bulmadığımın sebebini bulmuş oldum en azından! Kendimce.
Bulduğum şey şu oldu. Gezdiğim sokaklar, girdiğim dükkanlar benden önce çoktan keşfedilmişti. Trend araştırmacıları bu yüzden vardı. Ve işlerini çok iyi yapıyorlardı. Kıyıda köşede kalmış bir butiğin artık uçarı kaçarı yoktu, girilmemiş sır kalmış pasajlarında. Keşif ve icatlar artık trend araştırmacılarının elindeydi. Malzemeleri ise bulduklarını anında görüntüledikleri cep telefonu ağırlığındaki fotoğraf makinaları ve fotoğraf makinaları ağırlındaki cep telefonları.
Dolayısıyla değişik giyinmek hem çok zor hem çok kolay artık günümüzde. Ancak moda çarkıfelek gibi her sezon döne dursun, en yüksek skoru yakalamak tarz meselesi.

Etiketler:

nd #comments --> v>