gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 28, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoLüks kot avcısı olup da bir leşi bile bulunmayan sayın tüketici için Cheap Monday aranan kan olur mu?
Üstelik gerçekten ucuz. Modeller farklı.
Denemediğim için tavsiye oranım hakkında yazılanlar çerçevesinde sınırlı kalacaktır.
Ancak ismiyle cismiyle yaratıcı ve takibe değer buluyorum.

Etiketler:

nd #comments -->
gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoAmerikan dizileri sırf Amerikan gençliğini etkilemiyor, dünyada çeşitli konularda farklı etkileri oluyor. Son dönem gençlik dizilerinden The O.C ve One Tree Hill bunlardan ikisi. O.C. California yan-gel-yat gençliğe özendirirken, OTH değerler üzerine yoğunlaşıyor. O.C. dünya çapında yıldız basarken, OTH sessiz ve derinden ilerliyor. O.C'deki kıyafetler mevzudan ve yer yer oyuncudan daha ön plandayken, OTH'de ne giyildiğinin hiç bir önemi kalmıyor. Çünkü gençlik ufak bir kasabada kendi yağında kavruluyor, malikhanesiz, tapılası arabalar olmadan daldan dala konuyor, ayrıca gösterişin modanın bu dizide hiçbir ön plana çıkarılası durumu yok.
Süslü hayatlarıyla O.C. çok sükse yapmasına rağmen, kendi halinde basketbolunda olan dünyevi problemlerle haşır neşir One Tree Hill gençlik, benim değerlendirme ölçütüne saygı duyduğum www.imdb.com sitesinde O.C.'ye göre üstün durumda.
Konu kıyafet olunca, şatafata özenmeyen One Tree Hill'ciler için yememiş içmemiş hayranlar, dizi oyuncusunun giydiğini gözünden avlayıp derhal bir site yapmış. Kendinizi Tree Hill'ci hissediyorsanız sıradan kılıkları takip edebilirsiniz.

Lucas Scott
#403 - Good News For PeopleWho Love Bad News & #408 - Nothing Let to Say But Goodbye

Pop Icon Washed Polo in Brown$39.50 @ buckle.com
Brooke Davis
#216 - Somewhere A Clock Is Ticking

BCBG Max Azria Watercolor Swirl Dress$75 @ neimanmarcus.com
Nathan Scott
#305 - A Multitude of Casualties

Nike LBJ Beast Sleeveless Tee in Grey$20 @ niketown.com
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 26, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoHep orta hal mi lüksten aşıracak? Lüksün de etrafa bakıp benzetmeye ihtiyacı var. Gerçi bu tasarım orta halden de hallice olmuş. Haller ötesi de diyebiliriz hatta.
Chanel bu sefer bildiğimiz siyah çöp torbalarından esinlenmiş. Ağzı büzgülü çöp torbasından tek farkı, iplerine dolandırılmış klasik altın zincirleri. Bu arada çantayı överken, çöp torbasını pardon çantayı koluna takan Üsküdarı çoktan geçmiş.

Chanel alamayanlar (çünkü fiyatı $995 - $1,285 arası), kopyasını bulamayanlar, evden kendi hamurlarında yoğrulup bir siyah çöp poşetine artık trend için kıysınlar.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 25, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoÜnlüyü yakalayınca bırakmamak lazım.
Birazdan Kate Hudson'u katmanlarına ayırarak inceleme yapacağız.
Ondan evvel değinmek istediğim konu başka.

Elde taşınan bu Bliss torbası sponsorluk mu (reklam mı), yoksa Hudson o ürünleri gerçekten kullanmış, memnun kalmış ve kesin o markaya ihtiyacı olan bir fani mi? Paparazzilerle mutlak bir yaşam sürdürmeye and içmiş ünlü zat, deklanşörün her an ensesinde olduğunu bilerek yaşamak zorunda. Öyle olunca bu alışverişin de arşivleneceğinin bilincinde olmalı. İşbu gizli reklam ya da sponsorluk dediğimiz şey ise, tam bu karelerde anlatılan pozlardan ibaret.
Yani Kate Hudson'ın güzellik sırlarını öğrenmek isteyen sıradan bir dünyalı için, Hudson'ın elinde taşıdığı bu torbadaki markayı değerlendirmek için eşi bulunmaz bir sebep niteliğinde.
Kate Hudson'a gelince. En çok botlarını beğendim.
Botları Chloe $884, kotu Citizen of Humanity $141, çantası Chanel.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Yeni adılya "club", giyim kodu gerektiren bir mekan. Kodlardan bazıları ingilizce olarak, Dress To Impress, Dress to Kill, Dress for Success. Ancak yine de ne kadar marjinal olunursa o kadar kar (kar= içeri alınma ve ilgi görme).
Club giyim esinlenmeleri için:http://www.dirtydirtydancing.com
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 20, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDüşünün ki Vogue'da çalışmaya başlamışsınız. Zaten oralara kadar gelmiş olmanız başkalarından giyim olarak biraz farklı olduğunuzu gösteriyor. Bu farkı senelerce stil sahibi olmakla, sembolik değişik bir tarz yaratmakla (taşıdığınız biçimler farklı olabilir ya da çok parlak renkleri tercih etmişsinizdir), trendleri çok daha önceden koklayıp gelene hazırlıklı olmakla yaratabilmişsiniz.
Ne var ki, kot modası dünyayı özellikle son bir kaç senedir kasıp kavururken bu sıcaklara kayıtsız kalamazsınız ve dünyaları harcadığınız kotunuzun üzerine Chloe bir bluz kondurup, üzerine minik Chanel ceketinizi giymişsinizdir.
Sonra bir gün patronunuz Anna Wintour şöyle bir soruya, böyle bir cevap verir;
Barbara Walters : "Is it true that the women who work at Vogue have to be particularly stylish, no jeans?" Vogue'da çalışan kadınların özel bir stil sahibi olmaları gerektiği doğru mu? Kot olmadan?

Anna Wintour: " We expect, we don't dictate, a certain style of dress." Dikte etmeyiz ama belli bir tarzda elbise giyilmesini bekleriz.

Kotunuzu ebay'de sattınız mı yoksa çoktan işten atıldınız mı? (Daha bir Türk Vogue'da kadrolu olmadı değil mi? İngilizce yazmak gerekiyordu bu postu)

Eğer Bayan Wintour bu stylish/stil kelimesiyle şıklığı belirtmek istiyorsa, kotun bu katmanda olmadığını düşünüyorsa, bence de yanılmıyor. Tarihe baktığımızda zerafet, şıklık, elegan kelimeleri harmanlandığında çıkan sonuç hiç bir zaman kotlu bir tarif olmuyor. Audrey Hepburn, ya da Jackie Onasis veya çeşitli prensesler ve baktığınızda anı durduran, hayranlık uyandıran birçok stil insanı kotlarıyla değil, klasik formlu kostümlerle anılıyor. Vogue'da çalışmak isteyenlere kotsuz bir yaşantı için hazırlıklı olmalarını salık veririm.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 19, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoBeyoncé, kız kardeş Solange ve anne üçlüsüyle kurulan kot markası House of Dereon'dan daha yeni haberim oldu. Doğal yuvarlak hatlardan çekinmek için değil, aksine gururlanmak için modellenmiş gibi bu kotlar. Fiyat olarak lüks kot liginde değiller, lakin $100'dan az paha biçmişler kendilerine. Kot markası dediysem salt kot gelmesin akla, t-shirt, elbise, mont gibi tamamlayıcı sırf kot olmayan ürünlerde satılıyor.
Günümüzde ünlü olmak demek, hemen bir giyim markası çıkartmak demek. Çünkü bu yöntem hayranlara cd, konser için para harcatmanın yanı sıra kılık kıyafet için ayrılmış cüzdan payına da göz dikmeyi getiriyor. Yani "hep bana hep bana". İmaj olarak gençliğe liderlik yapan bu ünlülerin hayranları, onların markalarında hayran oldukları kişiyi daha çok buluyorlar. Beyonce olmak isteyen onun kotunu alıp daha kolay Beyonce'ye benzeyebilir mesela.

Öyleyse tekstil ülkesi Türkiye'de neden Petek Dinçöz kazakları olmasın?
Kısa not: Notu uzun tutmayacağım. Petek Dinçöz örneğini Türkiye'nin Beyonce'si olduğu düsüncesiyle vermedim. Aman bir yanlış anlaşılma olmasın.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoCumartesi, dergi almak için Kanyon'un yolunu tuttum. Daha doğrusu Kanyon benim yolumu kesti. Dergi bahane, mağazalar şahane türküsü dilimde orta hal avına çıkmışken, kısıtlı vakitte kendimi Tally Weijl adlı mağazaya attım. Seksi sokak modası sunan markanın hem fiyatları uygun, hem de tasarımları güzel. Hatta kısa mont çeşitleri fazla ve renkleri de cezbedici olunca kararımı veremedim, mont alımını bir sonraki tura bıraktım.
Ayrıca aynı sırada duran Ole adlı bir mağaza da ilgimi çekti. Başka bir İspanyol marka diye modelleri incelemeye koyuldum ve fiyatları İspanyollardan da ucuz buldum, ancak kumaş kaliteleri bazı ürünlerde benim için sınıfta kaldı. Fakat oradan da başta bahsettiğim kısıtlı vakit sebebiyle bir dahaki sefere diyerek ayrıldım.

Bu ufak gezimden çıkan kısa notlar:

1- Mont alımı için çabuk davranılmayacak, önce Zara'da göze kestirilen mont çeşitleri arasında gezintiden sonra Tally Weijl tekrar yoklanacak.
2- Ole bir İspanyol markası değilmiş, dağlar gibi Türk markasıymış. Hatta ve hatta bildiğimiz Koton'un çocuğuymuş.
3- Kısıtlı vaktin sebebi SSM'deki Cengiz Han sergisine kapanmadan yetişmek. Sergi çok güzel, sergileme aygıtları, renkler, yazılar ve mekan herşeyden güzel.
4- Kanyon'dan aldığım dergilerden Vogue'un 90. yıl şerefine olan sayısından alıntılar az sonra...


Tally Weijl sitesinden bir resim. Almak istediğim mont adaylarından biri değil.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 13, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoİşte son zamanlarda sağdan (Sartorialist), soldan (New York Times) topladığım süper tarz görüntüler. Ayrıca New York Times'ın erkek trendleri hakkında hazırladığı dosya bence bugünü 12'den vurmuş(aşağıda).
Military modası kadınlardan sonra erkeklere de sıçramış durumda, tabi bu tespit Londra için geçerli değil. Onlar herşeyi çoktan aştılar (görüntüler NY'den). Ancak yeşil süveter üstü kravat çok değişik olmuş. Yalnızca kafadaki pilot şapkayı beğenmedim. Öteki resimde de kısa botların skinny jeans üzerine çıkartılması süper bir görüntü sergiliyor.



Bu çift son zamanlarda gördüğüm en güzel çift. Kız ayrı bir güzel, mor palto ve Bronx kodlu botlar ilgi çekici. Erkeğin dar kotu, kazak ve ceket kombinasyonu bu kadar yakışabilir. Keanu Reeves'in sanki zayıf verisyonu. Bu çiftin model olduğuna eminim.


NY Times'dan alntı.

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoYeni bir proje çıkmasın da bizde kabul görmesin de... Acaba bu da koni pizzalar gibi tutar mı?
İşte iş fikri.
Dolabımda yer yok, kışlıklar yazlıklar üst üste diye düşünenler için yumruğunu masaya koyup yer derdine son diyen bir proje çıktı.
StoreYourStyle.com, eve geliyor yazlıkları, eskileri ne isterseniz alıyor götürüyor, sonra istediğinizde geri getiriyor. Hatta kuru temizlemesini yaptırıyor, ayakkabıyı bile onartıyor istenirse. Keşke bu postu Japonca yazabilseydim, onlara çok faydalı olacak bir servis çünkü.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 12, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoNew York'da yaşayan moda tasarımcımız Rana Solaker, NYC 2 IST adlı sitesinde, iki şehir arası modadan bir köprü kurdu. Ordan buraya buradan da oraya bilgi dolu haberlerin içinde 2006'nın ardından adlı önemli moda olaylarından derlediği ve yorumladığı dosyayı kaçırmayın.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoHastalıkta ve sağlıkta, ölüm bizi ayırana dek" sözünü bir türlü veremeyenlere...

Johnny Depp Vanessa Paradis ile evlenmiyor. Yurdumuzda da yıllarca Orhan Gencebay Sevim Emre ile evlenmemişti. Evlilik illa şart değil zaten. Ancak toplumun ısrarla konu hakkında talebi var.
Evliliği bir süre daha düşünmeyenlere, soru yağmuruna tutulduğunuzda, vampirleri sarımsakla kaçırır gibi bir silahınız olsun parmağınızda, "Unwedding Ring" ile.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 07, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoAkacak kan damarda durmaz, gösteriş yapılacak ayakkabı dolapta olmaz.
Kırmızı bot, balerin, pump neyiniz varsa herşeyin altına giyin. Zaman bu zamandır.



Cameron Diaz, Eva Longoria, Kate Moss, Sarah Jessica Parker, Sharon Stone; fotoğraflar Elle dergisinden alınmıştır.
Diğer resim Style Scout sitesinden alınmıştır.

Like.com'da yüzlerce kırmızı alternatif var.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 05, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoSıfır beden tartışmaları süredursun, kemiğin üstünde deriden başka birşey olmayan mankenler el üstünde tutulsun, sonra da seksi kadın olarak Beyoncé ve JLo'ya bayılınılsın, manken olarak da Adriana Lima'nın yuvarlak hatlarına tapılsın. Bunların arasında kafası karışan biz "yazık kadınlar" etibolluğun ve kemik üstü deri kaplamanın arasında gidip gelelim. Hal böyle olunca etibollara sevinesi, kemik üstüne alay edilesi zincir kare fotoğrafları poz poz Scarlett verdi. Scarlett'e yer yer "anne" modeli kafasına kadar yüksek olan kotuyla(Imitation of Christ) fiyasko yorumları yapılsada, hatta pozlarda en az kot kadar diğer kılıklar da yerden yere vurulsa da, gökten 3 elma düşsede herbirimizin kafasına isabet etmese de, (uzun cümlenin sonuna geldik az kaldı); kıssadan hisse çıkartınca kot modelinin insanı rezil de, vezir de edebileceğini bu resimli uygulamayla görmüş olduk.

Son kare Matchpoint filminden. Scarlett Johansson 7 For All Mankind kotuyla, kanımca daha iyi gözükürken.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoÖnümüzdeki yıllar stil ikonları savaşlarına şahit olacağımız enteresan yıllar olacak. Çünkü Kate Moss'un stil rakibesi Sienna Miller bekleneni yaptı ve St. Martins mezunu kardeşiyle birlikte Twenty8Twelve adı altında bir marka kurdu. Finansörlerinden biri Pepe Jeans markasının sahibi. (Sienna Pepe'nin reklamlarında da yer alıyor.) Marka'nın ilk koleksiyonu gelecek kış huzurlarımızda olacak. "An Anthology of Rebellion"- Bir İsyanın Antolojisi ilk koleksiyonun başlığı olarak belirlenmiş.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 04, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDünya giyinmek, ekonomi dönmek, bazıları iş yapmak, bir kısmı ünlü olmak, ötekiler hayal satmak, berikiler de satın almak zorunda. Belki 5. kere yazıyorum ancak sokak herkese ilham veren tek kaynak. Ancak öyle bir pazar var ki, sokaktan ilam alınan tekrar sokak için üretiliyor. Öyleyse üretim için sanattan, müzikten, filmlerden, ünlülerden herşeyden önce gelen kutsal kaynak sokaktır. Sokağı iyi hazmetmeyen iyi marka olamaz. Öte yandan bir takım ünlü tasarımcıların high street markalarıyla son yıllarda girdikleri sıkı fıkı ilişkiler lüksün ileride nasıl bir hal alacağı hakkında kafada soru işaretlerine sebep oluyor. Dolayısıyla bu ara high street markaları hiç olmadığı kadar gündemde. Bir kaç yıl öncesine kadar yüzüne bakılmayan H&M gibi markalar trend ürünler yaratıp sokağın yani ortalama para harcayan fakat trend kıyafetler giymek isteyen kesimini yakaladığından beri adeta bir fenomene dönüştü. Sıkça Avrupa'ya gidenler H&M ve Topshop'un önlenemez yükselişine her geçen gün hayretle şahit oluyorlardır. Ucuza giyimin adresi olan bu markalar artık trend giyinmenin adresi oldular. H&M'den alınan bir ürün artık moda olarak o kadar arzu edilir duruma geldi ki, trendsetterların sır butiklerden aldıkları değişik parçaları bile affetmez oldu. Bu noktada H&M'in sırrını anlamak milyonlara hitap eden bir markanın içini görmek, tekstil ve markada başarıyı anlamak açısından çok önemli. İşte verdiğim seminerlerde kullandığım Stokholm Sendromu H&M'in başarı sırlarını sizlerle de paylaşıyorum:
-100 tasarımcısı sürekli dünyayı geziyor, her yerden ilham alıyorlar. Filmler, sokak, sergiler, dergiler.
-Tasarımdan dükkana 3 hafta gibi kısa bir (lead time) süre var
-750 fabrikayla çalışıyorlar. Bunun %60’ı Asya’da, geri kalanı Avrupa’da..
-Stil dikte etmiyorlar, tüketicileri ne isterse onu veriyorlar.
-Modanın toplumun aynası olduğunu düşünüyorlar, o ayna şu anda çekicilik ve cazibe zamanı diyor.

Şu anda çoğu insan, geçmişte sadece zenginin yapabildiklerini çok ucuza
yapabilme şansına erişti. Hatta ailelerimizin yapamadığı birçok şeyi aynı gelirle yapabilir olduk. Ucuz havayolları sayesinde dünyayı
görüyoruz, ünlü mü olmak istiyoruz yeteneklerimiz doğrultusunda star yaratan yarışmalara katılıyoruz.
H&M bu değişimi gözlemledi ve tasarımı sokağa indirdi.Ancak yetenekli tasarımcılarla ya da özel trend takipçileriyle çalışan bu tip markalar zekice yaptıkları pazarlama hamleleriyle de iştah kabartıyorlar.Konu H&M olduğuna göre son uygulamadan da bahsetmek lazım. Aralık 1'den itibaren 23'üne yani Christmas'a kadar hediye ürün kampanyası yapıyorlar. Her gün farklı bir ürün o gün geçerli olmak kaydıyla inanılmaz indirimlerle satılıyor. Bu da her gün mağazayı ziyaret etmek için bir başka sebep.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoT-box'ın pazarlama aktiviteleriyle akıllıca örtüşen ürünleri dikkat çekici oluyor.
Dikkatimi çekmeyi başaran son ürünleri Örenbox, Starbucks'ın frappuchino bardaklarının içine doldurulmuş yünlerle, kamış şeklindeki şişleri sanki zekice hazırlanmış aromalı bir karışım.

Ürünün ambalajı ve sunumu satışları artıcı bir özellik iken, Örenbox'da bu tez zekice uygulama görmüş. Hem göze hitap ediyor, hem de esprili olduğu için akılda kalıcı.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeAralık 01, 2006logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo"A woman who does not wear a perfume has no future." Coco Chanel
Parfümü arzu nesnesi kılmak ve parfüm sürmeyen kitlenin sürünün içinde eriyip gitme korkusunu perçinlemek ve tabii ki satışları artırmak için sarfedilmiş olsa bile bu söz, neticede her anlamda doğru.

Parfüm bir aksesuar gibi algılarımıza hitap ediyor. Öyleyse çok kişisel, ayırt edici özelliği olan önemli bir unsur.
Son zamanlarda beğendiklerim:
Salvatore Ferragamo Incanto Dreams- nihayet Harvey Nichols'da satılmaya başladı.
Hermes Un Jardin En Mediterranee- kokluyorum sürekli daha karar veremedim.
Kullandıklarım:
Lancome Hypnose
Alexander McQueen Kingdom
nd #comments --> v>