- Düğüne katılan aile yakınları solaryum yerine bronzlaştırıcı etkisi yapan
püskürtmeli boyaları denedi. Bir güzellik salonunda yapılan bu uygulama, büyük bir hüsrana yol açtı. Gelinin yakınları olan süt beyaz tenliler boyayı yiyince kömür madeninden çıkmış gibi oldular. Hafif bir renk kırılmasıyla birlikte üzerlerine sinmiş is bulutlarıyla kaplandılar. Hatta bir rivayete göre banyo yaparken üstlerinden simsiyah sular akmış. Halbuki söz verilen renk turuncu olmayan sağlıklı bronz bir renk olmasıydı ertesi gün için. Ancak gece geriye kalan görüntü yandaki Ah Mary Vah Mary filmindeki köpekli teyze rengiydi. - Solaryum ve güneş yanığına kanımın son damlasına kadar direnen benim hayatımı ise Sally Hansen Leg Airbrush formülü kurtardı. Gerçi yanık olmak gibi bir derdim hiç olmadı çünkü Danimarka peyniri rengimle barışık yaşarım, lakin derdim pürüzsüz olmak. Püskürtmeli fondöten olan ürün aslen bacaklar için üretilmiş olsa da hem sırtımda hem bağrımda hem de kollarımda süper bir etki yarattı. Kaymak cilt arayanlara şiddetle tavsiye ederim. Ancak bu ürünlerin Türkiye fiyatları beni hasta ediyor. Ülkesinde lüks sınıfa girmeyen ürün, burada yine fahiş fiyatlara satılıyor. 46 YTL'ye temin ettiğimiz ürünü, hemen bu hafta ABD'ye giden arkadaşıma 10 USD'ye aldırdım.
- Düğünde saçını topuz yaptıracak gelin adayları ve yakınlarına ise şöyle bir kuaför nasihatım olur. Bu kuaför sektöründe "topuzcu" topuz yeteneğine haiz kuaförlere denirmiş. Onlar genelde saçınızı güvenle emanet ettiğiniz sevgili kuaförünüzden farklı insanlarmış. Yani boyayı, kesimi, fönü muhteşem yapıyor olmak topuzu'da kıvıracağı anlamına gelmiyormuş. Hal böyleyken gelinin annesi ve ben yıllarımızı verdiğimiz kuaförümüzde tam 4 saat geçirdik ve saçımızın topuzu olmadı. Kuaförümüzün topuzun "t" sinden anlamadığını deneyimlememiz acı sinir krizlerine neden oldu. O yüzden topuz yapabilen kuaförlere yönelmeyi ve yapabileni bulmayı unutmayın. Şayet gelin, kuaförümüzün bu işi kıvıramayacağını sezip aylar önceden o gün için kendisine bir topuzcu buldu.
- Gelin'in makyajında olabilecek en önemli makyaj hatası, gözün altına sürülen bembeyaz kapatıcılar. Işık vermek yerine sizi Bülent Ersoy'laştırır. Ten rengi kapatıcılardan şaşmayın.
- Gelinliği aldığınız yerden mutlaka o gün gelip sizi giydirmelerini talep edin. Hatta mümkünse nikah kıyılmaya gidene kadar yanınızda kalsın. Haliyle o stres, içine tül dikilmiş gelinliklerin içi hafif kayma yapınca, gelin adayının hiç görmediğiniz bir yüzüyle tanışma imkanını sağlıyor size. O yüzle tanışmayı pek tavsiye etmem.
- Antipatik altın kesesi yerine, verilen hediyeleri kocanın ceket ceplerine emanet edin, doldukça aportta bekleyen yakınınıza kuyumları teslim edin. Veya gelinliğe uygun taşlı beyaz ya da metalik süslü bir gece çantanızda bu işi görebilir. Aman sevimsiz bohça keselerden uzak durun.
- Bir de her zaman için geçerli ancak tabi düğün gibi organizasyonlarda daha da ön plan da olan terleme olayına çözüm arayışı var. Fıs fıs deodorantlar ter kokusunu gidermede bence çare değil. Deodorant, sabunla yıkamak, sürekli yıkanmak terlemeye çare falan değil. Bunları uyguluyorsanız kendinizi kokmuyormuş sanmayın sakın. Önerim duş jelleriyle yapılan bir banyo sonrası 24 saat etkili "stick" ürünleri mutlaka kullanmak. Marka verecek olursam "Secret" markasının tüm aromaları güzel ve gerçekten tek etkili en etkili çözümlerden biri olmasıdır.
- Gelinlik ayakkabısında ön tarafında platform olanını arayın.
Yoksa platormu olmayan topuklu bir ayakkabı 6-7 saat ayakata olunan yer yer zıplanıp hoplanan organizasyonda hareketsiz kılacak yorgunluğa sebep olur. Ayrıca yedek olarak yanınızda şık, rahat babetler bulundurun. Bir saatten sonra mutluluğu sadece onda buluyorsunuz. - Yemek yemeyi unutan gelin-damat ikilisine kıymayın, düğünü yaptığınız yer onları beslemeyi unutsa bile siz unutmayın. Sonra aç karnına içilen galonlarca içkiden sonra kendileri erken telef oluyor.