gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 29, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo

Hürriyet'in Cuma ekinde Moda Trenden İn blogunun bloggerı olarak 2008 yazının top 5'ini sıraladım. Rabia Zamur hanıma sizlerin huzurunda güzel haber için teşekkür ederim.

Etiketler:

nd #comments -->
gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 28, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoParis ve Milano Moda Haftaları'ndan ilginç görüntüler gelmeye devam ediyor. Halbuki daha doyamamıştık. Ancak Paris'in bitmesiyle bu sezonluk maraton sona erecek ve ardından defileler didik didik incelenecek.


Maison Martin Margiela, Vivienne Westwood, Rick Owens ve Susam Sokağından Count Von Count

Kaynak: fashionsta.com

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoGeçen cuma bir iki sitede uzun fragmanı gördüm. Sonra bir anda fragmanlar yok oldu. O yüzden muhtemelen biri sızdırdı. Yakaladılar. Geri çektiler. Ancak bu fragmanı hemen enseleyen uyanıklar da vardı. İşte sayesinde gerçek olduğunu düşündüğüm fragman linki aşağıda.

Bir de dikkat: Filmi merak edenler izlemesin. Yoksa tüm sürprizi kaçıyor. Yine bir Hollywood fragmanında olduğu gibi konu çözülüyor seyredince. 2 dakikalık fragmandan ne çok şey anlamışsın diyenleri okur gibiyim. Çünkü bir de şöyle hissiyat geldi ki, film biraz sanki ortaya karışık olmuş. Bana dizinin o ulaşılmaz fenomen havasını vermedi. Gerçi kaç tane dizi biliyoruz ki filmi çekilince memnun olduğumuz?

Neyse meraki olanlar için
http://jezebel.com/359633/extended-sex-and-the-city-trailer-carrie-gets-jilted-lol

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 27, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoYaratıcı editoryallerimiz varmış da, haberimiz yokmuş. Hülya dergisi mart ayı için derlenmiş aşağıdaki editoryaller. Dergiyi birkaç yıl önce bir kere aldım. O aralar her ay kapağında dergi sahibinin fotoğrafları yer alıyordu. Hala öyle mi bilmiyorum. Bu kadar megalomanca bir yaklaşım bir de Seda adlı haftalık kadın dergisinde vardır. Türk kadını anca tanıdığı ve "sevdiği" ünlü yayın sahibi olunca ve sadece onun resmini kapakta görünce mi dergi alır? Yani Seda ve Hülya adlı dergilerimizin olması Türk kadının ünlü alışkanlığından mı kaynaklanmıştır? Dergi projesi gündemdeyken bu böyle mi araştırılmıştır? Bu arada Dishy dergisinde de bir kapak megalomanyası söz konusuydu, onu da 4,5'tan 5'ten sıralamaya sokmak gerek.

Hal böyle olunca dergiyle ilgili beklentim de çok azdı zaten. Hatta hiç yoktu. Ancak bu editoryalleri dergiden hiç beklemezdim. Çünkü her dergi herkese hitap etmez. Tüm yayınların hedefi ve kişiliği farklıdır. Aynı Instyle ve Vogue arasında dağlar kadar fark olduğu gibi Hülya ve Elele arasında da fark vardır. Haftalık Seda ile aylık Hülya arasında da anlatılmaz yaşanır farklar vardır. Özellikle Seda'daki farklardan bahsetmeyeceğim. Okumamış olana sürpriz olsun. Herşey hedef kitle işidir. Öyle değil mi hedef kitle?
Neticede Hülya dergisi çekimleri beni şaşırtmıştır.

Not: Hani dışarıda ünlünün ya da mankenin kaç kere dergilere kapak olduğu gibi bir yarış vardır ya, Hülya ve Seda dergilerinin sahipleri kendi yayınlarını sayıyorlar mı? Sayıyorlarsa bizim "ünlüler" kapak çekimleriyle döverler.

Moda Editörü:
Z. Berhan Yılmaz
Fotoğraf: Mehmet Erzincan


Çizgili çorapları, ayakkabıları, MAC artisti tarafından yapılan kelebek göz makyajını ve erkek modelin elindeki tablodaki üzüm yaprağını çok beğendim.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoModa haftalarında trendleri belirleyen genelde bir kaç marka oluyor. Onlardan biri de Prada. Ancak ben gelecek kış için yaptıkları koleksiyonun neresinden bakarsam bakayım beğenemedim bir türlü. Beğenmem zaman alacak diyorum ama zaman dilimi olarak takriben 30 yıllardan falan bahsediyorum. Çünkü 60'larıma gelmeden sevmem mümkün değil. Bir kere renkler hiç iç açıcı değil. Üstelik etek boyları çok zor bir yerde ve hatta uzun. Görünümler itici, siyah kalın kaşlar var. Babanne dantellerini menapozumda belki giyerim. Çok dişi bir koleksiyonmuş gibi görünse de benim için oldukça karamsar. Öte yandan Belçika'da el işiyle yapılan çok özel dantellerin bu yoğunlukta kullanımı da bana fazla geldi ki dantel severim.




Bir de geçen seneki Dolce& Gabbana defilesinden bir kare gördüm ki; "Oldu mu şimdi?" diye sordum.


D&G 2007 Kış , Prada 2008 Kış

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 26, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 25, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 24, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 22, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 21, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDergi bu. Zaten adı üstünde yayın organı. Yayınlanmış birşeyi ne kadar saklayıp gizleyebilirsiniz? Vogue'dan arak kareleri kimse görmeyecek ve bilmeyecek mi? Üstelik Marie Claire yayıncılık ilkesi olarak arak çalışmaları benimseyen bir dergi mi misyon ve vizyon olarak? Hiç sanmıyorum çünkü dünyanın en iyi kadın dergilerinden. Bunlara ihtiyacı mı var? Hiç yok. Tam tersine her derginin kendi kişilik yapısı var. Nasıl herkesin karakteri farklıysa dergilerinki de öyle. O yüzden MC ile V arasındaki dağlar kadar farkı bir çekimde buluşturmak hem okuyucuya hem de fotoğrafçı ve moda editörlerinin yaratıcı kimliğine saygısızlık oluyor. Üstelik MC'nin çekim tarzı, konusu, davası farklı, V'nin vizyonu, seçtiği kareleri, fontları, sesi soluğu çok farklı. Hearst yayıncılığın genel merkezinin bundan haberi var mı? Hiç hoşlanmayacağına eminim.


Vogue İngiltere Aralık 2006 (collector's edition) Fotoğraf: Nick Knight
vs
Marie Claire Türkiye Şubat 2007 Fotoğraf: Koray Birand, Moda Editörü: Bahar Kongel






Kaynak: http://bettynotboop.blogspot.com/2008_01_01_archive.html

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoCarine Roitfeld'i ne çok sevdiğimi, fransızca bilmememe rağmen her ay özellikle çekimlerini görmek için dergisini aldığımı burada defalarca belirttim.
Kendisi çok saygı duyduğum, yaratıcılığına hayran olduğum moda editörlerinin başında geliyor. Carine ve Anna karşılaştırması medyada sürekli yapıladursun, benim için kazanan hep Carine, hatta ortada yarış bile yok. Çünkü modayla o kadar bağımsızca oynuyor ki, önemli olanın hissiyat olduğunu hatırlatıyor hep. Hollywood ünlülerinin ayağındaki değil, gerçek stil insanlarının yarattığı modanın önemini ortaya koyuyor. Aynen onun gibi düşünüyorum, tüketmek için değil, iyi hissetmek ve ilham almak için moda.

Bir de rakamlar konuşunca benim için nişin önemi daha da artıyor. Amerikan Vogue 1.3 milyon satarken, Carine'in Vogue'u 133.000 satıyor sadece. Rakamlarla çoğula ulaşmaktansa, aynı frekansta olduğum kitleye ulaşmak çok daha mühim.

Ama bu karşılaştırmadan da söz etmeden konuyu geçiştirmek istemem.

Anna, Hollywood yıldızlarını kapağa taşırken, Carine, meşhurluğu önemli olmadan kimin görüntüsü heyecan vericiyse onu kapak yapıyor. Amerikan Vogue politik olarak doğruları yaparken, modellerin çarpıcı olması, ince olmaları (ama o kadar ince değil ki amoreksiya'ya özendirmesin), Fransız Vogue'unda aşırı incelik diye bir kavram yok, çünkü zaten Fransız kadınları şişman olmuyor. Ayrıca Fransız Vogue'unda kürkler ve sigaralar baş rolde. Üstelik Carine'in moda çekimleri kıyafetler hakkında değil, hikayeler hakında.

Bir de Fransız Vogue diye bahsederken derginin gerçek adının Vogue Paris olduğunu ve şehre atfedildiğini atlamamak lazım. O halde ileride Vogue İstanbul görüyorum bir gün, eğer olursa...

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 20, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 17, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoFilipinlerin bağrından kopan Bryanboy adlı "genç", son günlerde moda blogculuğunda zirve yaptı. Marc Jacobs'ın genci bir süredir takip edip, ona defilelerden mesaj yolladığını biliyorduk. Ama bu kadarını beklemiyorduk. Geçen hafta NY Moda Haftası'nın finalini yapan MJ, bir çantasına Bryanboy ismini verince boynuzun kulağı ne kadar geçtiğini görmüş olduk.

MJ, BB'ye mesaj gönderirken...
MJ'nin BB'ye gönderdiği mail.
—–Original Message—–
From: Marc Jacobs
Sent: Monday, February 11, 2008 1:36 AM
To: Bryanboy
Subject: Hey!
Just to let you know…we are going to name the Ostrich bag the BB, in your honor! I am back home in Paris, enjoying an afternoon at home with my dogs. I carry on with LV tomorrow……Kiss, Marc.
Sent via BlackBerry by AT&T
Ve geçen haftaki MJ defilesinden adı artık Bryanboy olan çanta.
Bryanboy doğal konuşma diliyle, hiç çekinmeden yaptığı moda yorumlarıyla moda dünyasının takip ettiği bloglardan birini yazıyor. Yaşı çok ufak. Ama modaya olan düşkünlüğü ortada. Dünya'nın en büyük tasarımcılarından birinin yaptığı bu jest, hiç de azımsanamayacak nitelikte. Bu da demektir ki, sektördeki varlıkları her geçen gün daha da artan moda bloglarının önemi artık yadsınamayacak duruma geldi. Bu konuya olan inancım, bu tip haberlerle gün geçtikçe daha da artıyor. Helal olsun BB, yürüyün moda blogları!

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 14, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo

Chanel'in önümüzdeki yaz için yaptığı tasarımlar arasında en ilgi çekici olanı ayak bileğindeki çantalardı. Mahkumların ayak monitörlerine benzeyen bu çantaların sokaktaki tezahürü merak konusu.


Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 13, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 10, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoCumaertesi ekinden sevgili Sevinç Özarslan ile yaptığımız mini röportajdan yansıma.

Melis Pekkan (modatrendenin.com sitesinin sahibi): Dikkat çekici alışveriş torbaları, pazarlama gücü sayesinde ortaya çıktı. Oysa çok popüler bir markanın sadece logosunun olduğu torbayı taşımak bir statü sembolüdür. Bu torbaları bilinçli taşımak espri anlayışı yüksek, etrafta olup bitenden haberdar kişilerin seçimidir. Bu poşetlerden sadece biri Türk şirkete ait. Zaten bizim yıllardır bildiğimiz, esnafın verdiği, herkesin evinde en az bir tane olan poşet, siyah üzeri sarı verev çizgili olandır. İkincisi de beyaz mini boydaki üzerinde çizgi hayvan karakterler olan. Esprili poşetler ne kadar çoğalırsa onları kullanıp gönüllü reklam yapmak isteyenler eminim artacaktır. Bir markanın zeki torba tasarımları olursa, sadece torbasından dolayı bile trend haline gelmesi muhtemeldir.


Not1: Ajda Pekkan ile akrabalığım yoktur.
Not2: modatrendenin.com bu haber sayesinde yoktan var olmuştur.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 05, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Şimdinin "sauna belt" ve selülit pantolonu gibi komik ürünlerin atası bulundu. Görülüyor ki, 70'li yıllarda kullanılan "karın-popo eritiyor" sloganından bir adım ileriye gidememişiz 40 yılda. Kadın ve erkek modele de üzülüyorum. Üç kuruş için şimdi torun torbanın maskarası olmuşlardır.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 04, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Prada peri-masal temasını gazlamaya devam ediyor. $200'a tarot kartlarıyla alışverişin mistik sırlarını gün yüzüne çıkartmak niyetinde. Prada'ya inanma, Prada'sız kalma.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Parlak çocuk Converse allanıp pullanmış. Özellikle metalik olanı, düğünde saatler 12’yi geçtikten sonra hoplayıp zıplayan gelinin ayağında $82’a paralanmayı bekliyor.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeŞubat 02, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> v>