gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 27, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoGelecek gelmiş bile. Minority Report filmindekiler olmaya başlayacak gibi görünüyor.
Bunları bana söyleten Nokia'nın konsept telefonu "Morph". Türkçe meali değişmek, dönüşmek olan Morph çok yetenekli.
Bükülebiliyor, kendini temizliyor, çevre hakkında bilgi alıyor, güneş enerjisiyle pili dolabiliyor.

Konsept bir model olan Morph, New York'taki Modern Art Müzesi'nde(MoMa) yakın zamanda sergilendi. Bileğime hemen bir Morph takmak istiyorum.

Etiketler:

nd #comments -->
gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoPrada gelecek kış yine trendsetter olur mu diye sormuştum. Cevap gecikmeden New Look'tan geldi. Çünkü gelecek sezon için hazırladıkları arasında Prada'msı görüntü mevcut. Evet Prada diğer birkaç arkadaş gibi trendsetterdır. Her yaptığı trend olur.

New Look Kış 2009
Prada Kış 2009

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 26, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo


Victoria Bechkam bu pozu(üstelik gülümsüyor ilk defa) Harrods mağazasına taşıdığı yeni dvb jean koleksiyonunu tanıtmak için vermiş. Yeni koleksiyonunda eğer kendi üzerindeki gibi kotlar varsa, ayağı çalınmış gibi olmak isteyenler durmasın, hem bu hareketle afilli pabuçlara da hiç gerek kalmaz. Çünkü görünmüyor, ayrıca çok komik duruyor. Bir zamanlar da kazak/hırka kolu ile eli kapama saçmalığı vardı. Herhalde bu sefer sirk palyaçosunun tahta ayak eklenmiş şeklindeki görüntüsünü sadece Vix verecektir. Kendi trendini sadece sen uygula Vix.


Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 24, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo


Nesillerin markası, ünlülerin çantacısı Hermes'ten hiç beklenmedik bir pazarlama girişimi.
Sitelerine koydukları pdf dosyasını indirip, yapılacakları takip ettikten, kesip yapıştırdıktan sonra kartondan mini bir Hermes çantanız oluyor.



Print etme yöntemiyle bilgisayarı olan herkese ulaşma fikri oldukça mantıklı. Ancak en kuvvetli olduğu ürünü çantayı print etme mantalitesi bana sadece genç kuşaklara ulaşma isteğini düşündürüyor. Bir de Hermes kitlelerin markası hiç bir zaman olmadı. Hatta lüksün konumlanmasıyla her zaman ulaşılmaz klasiklerden biriydi. Bu hareketin mutlaka bir anlamı vardır.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 23, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoCannes film festivalinin bitmeyen günlerinde, kırmızı halı geçişli törenlere katılan ünlügillerin üzerinde gelecek sezonlardan kıyafetler vardı. Üstelik bir tanesinin daha defilesi bile yapılmadı.
Chanel'in Resort Fashion Week'de geçen hafta tanıttığı elbiselerden birini Gwyneth Paltrow'un üzerinde görünce, koleksiyona yanılıyor muyum diye tekrar dönüp baktım. Yanılmıyormuşum. Elbise aklımda ayrıca kalmıştı, çünkü ben de koleksiyonda en çok bu parçayı beğenmiştim.

Defilenin ardından yaklaşık 5 gün sonra ise bu elbise Cannes'da Gwyneth'ın üzerindeydi.


Derken, Cannes'daki etkinliklerden birine katılan Madonna'nın üzerinde de mercan rengi bir elbise tespit edildi ki, gelecek sezonlardan yani ilkbahar/yaz 2009'a ait Stella McCartney kreasyonlarından bir parçaymış.

Böylece ünlülerin, markaların sözcülüğünün dışında yeni bir görevi daha oluşacak. Defilesi yapılmamış sezonu önceden giymek. Bunun için para almak, geleceğin öcülüğünü seve seve yapmak.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo$5000 iletişime vereceğime(niye verilir aşağıda geliyor) ortalama fiyata telefon alırım, sonra bir asistan, kalan parayla şöför (hayal kurma aylık bazdadır), üzerine kişisel antreman hocası, onlara da birer telefon (o ay elim çok da açık). 3 telefon etti. Hadi faturalarda benden. Üzerine para hayli hayli kalır, artık birkaç kişi olduğumuz için hep beraber tatile gideriz, 4 kişi olduğumuzdan kanasta oynarız, müzik grubu kurarız ben solist olurum ve hikaye burada kopar gider.

Dior, diyor ki; "Bizim ne eksiğimiz var, herkes yaptı bir biz kaldık. Bize yakışan budur. En pahalı telefonu biz yaparız. Saat, mücevher satışta coşup giderken bu coşkuya telefonu da katar işi bağlarız." Marka kurbanlarının ilgisine...sevgiyle Dior'dan. Ben ilk paragrafı Dior telefon yerine tercih edenlerdenim.

Kıssaddan hisse, Dior telefon çıkartıyor. Ve fiyatı $5000 olacakmış.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 20, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 18, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 15, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoSenenin kadın filmi olacak kadın filmi SATC yaklaştıkça çocukken oynanan sıcak-soğuk oyunu gibi film hakkındaki görüntü ve dedikodularda sıcak-sıcak-çok sıcak şeklinde bağırıyor.
Bu çağrıyı boykot eden fark edebildiğim kadarı ile tek bir medya var. O da New York Time Out dergisi. Son sayılarının kapağından anlaşılacağı üzere, şehri SATC'nin ayak izlerine bırakmayan, şehrin dizinin çok daha fazlasını sunduğunu savunan(bence de) bir düstur sergilemişler. Ama şu ironinin de içinde var olmaktan kaçınanamışlar; SATC'den şimdiden sıkıldıklarını söylüyorlar, fakat yine de sıkıntıyı dile getirip SATC gilleri kapağa koyarak yine bu gürültünün parçası oluyorlar.
Kaliteli kadın filmi kıtlığında ben sabırsızlıkla filmi bekliyorum. Bir de kür şeklinde Gossip Girl izliyorum. Çünkü şu anda Seinfeld'in jean içine sokulmuş kazak yıllarından ötedeyiz. (ötedeyiz derken kıyafet olarak, yoksa öyle bir dizi daha gelmedi geçmedi) Neyse, şimdilik yaşasın New York'lu, güzel kıyafetli diziler.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo


Trençkot'u Burberry assolist yapmasa ve ısrar etmese belki bu kadar akla gelmeyecekti. Ancak trend onu yakaladı ve bu yılın en çok para kazanan ve vergi veren listesinin başına oturdu. Her rengi, deseni, biçimi yapıldı ancak hayalet olanını daha önce görmemiştim.

BCBG şifonunu yapmış.

Giyilince de böyle duruyor:


Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 12, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoHakan Urfalıoğlu birkaç yıldır styling yapıyor. Blogunu gördüğüm anda erkek stili için yazın nasıl geçeceğini sorabileceğim bir kaynak olduğunu anladım. İşte Hakan'dan kopardığım tüyolar:

“Erkek modası yaz için genel olarak 3 ana tema üzerinde yoğunlaşıyor. İlkinde mavinin her tonu, uçuk pembeler, bej, toprak tonları hakim. Hemen dizin üzerinde ya da daha kısa şortlar, enine çizgili tshirtler, triko yelekler, paçaları kıvrılmış pantolonlar, fötr sapkalar, 50'lerin desenlerini taşıyan polo yaka tshirtler var. Biraz James Dean havası hakim.

İkinci tema olarak 60’ların hippileri cok daha modern ve temiz kesimlerle karşımıza çıkacak bu yaz. Rahat jean pantolonlar, desenli gömlekler, sandaletler, baskılı ve eskitilmiş tshirtler. Bu akımda özellikle çiçek desenleri ve parmak arası terlikler öne çıkıyor.

Üçüncü akıma da futuristik rock yıldızı diyebiliriz. Dar kesim pantolonlar, kırmızı, siyah, beyaz, sarı gibi vurucu neon renkler, parlak ve sentetik kumaşlar, 2 düğmeli dar takım elbiseler, trençkot ve yağmurluklar renkli plastik güneş gözlükleriyle tamamlanıyor.

Büyük el çantaları ve boyuna dolanan yazlık kumaştan fularlar ise erkek modasında 2008 yazının olmazsa olmazları.”



Urfalıoğlu'nun FHM dergisi Nisan 08 sayısı için yaptığı styling'den kareler.







Fotoğraf: Evren Arasıl
Styling: Hakan Urfalıoğlu
Make-up: Elif Yokuş
Model: Marvin Foster
Mekan: Machine

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo



Göz banyosu yapmak isteyenler threeASFOUR'un yaz sezonu için tasarladığı kıyafetlere dara düştüğünde bakmalı. En azından ben öyle yapacağım. Renkler, biçimler ve farklı kumaşların bir arada kullanımı rüya alemlerinden çıkmış gibi.
threeASFOUR: İlginç isimli tasarım grubu New York'tan yola Angi, Adi, Gabi ve Kai olarak çıkmış. Kai ekipten ayrılınca, 3 kişi kalarak yollarına devam ediyorlar.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 05, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoKendine dikkat eden kadınlar diyetinden dolayı pasta, tartolet yiyemezse bunu üzerinde taşır.

Marie Clarie İtalya dergisinde arkadaşım Sevda bunları gösterdiğinden beri bakıp bakıp bayılıyoruz.
Mini pasta trendinin öncülüğünü
Apres-Midi adında bir marka yapıyor. Göründüğü kadarıyla dükkana girildiğinde insan kendini kaybedebilir.
Pasta serisini muhteşem yüzüklere taşıyan marka bir de onun suşi versiyonunu yapmış. Ayrıca hiç bu kadar güzel babet görmemiştim. Mini pastalar babetlerin üzerinde de oldukça kalorisiz. Yerim ben onu derler ya! İşte ağızın sularını fena halde akıtan, tatlı krizinden mütevellit babet ve yüzük krizine yol açan tasarımlar. Kısacası şu an apres-midi krizindeyim:










Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeMayıs 02, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDamat ancak bu kadar madara edilir. Gelinin kendi düğününe damat ekstradan katılmış gibi.

Bu haberi buraya koymamın amacı gelinlikten yapılma pastaydı aslında. Ancak durum o kadar absürd ki, gelinin egosantrik manevrası gelinlik pastayı yiyor.




Not: Gelin büstü balmumundan yapılmış. Malesef kafası yenmiyor.
Habere yapılan yorumlardan biri de oldukça komik. Biri şunu önermiş; "Damat pastaya "evet" desin, gelini kesip yesin".

Etiketler:

nd #comments --> v>