gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 29, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoYeni stil ikonu, Blair ve Serana'nın gerisinde kalmayan hatta daha cesur hamleleri bulunan Gossip Girl'ün yarattığı Chuck Bass, Sarah Jessica Parker'ın izinde. Hatta çift baklava kullanımı ile önünde.
Erkek stilinde yaratığı kıpırdanmayla günümüzde stil ikonu olması bu karakterin hakkı. Ed Westwick de rolünü hakkıyla oynuyor.



Etiketler: , , ,

nd #comments -->
gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo

Kate Moss Moda Haftaları'nda defile yapana kadar bu koleksiyon dizisi sürecek sanırım. Belliki Topshop için bayağı karlı geçiyor bu işbirliği. Stil kraliçesinin yine kendinden esinlendiği parçalar yılbaşı için yapılmış. "O kot, o elbise, o tayt anca sana yakışıyor Kate Moss. Etibol İngiliz kızları ve yıllarını basenlerine vermiş Türk kadını ne yapacak?" Koleksiyonun çoğunun Slav ırkına hitap ettiğini düşünüyorum.


A bir de Kate Moss'tan stil fetvası. Bence bu fetvaya uyulur.

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoBireysel stilin önemini vurgulayan stil kraliçesi Patricia Field, demiyor ki; "Sex and The City'den esinlenme, Kate Moss'ça giyinme. Madem bunlardan ilham alıyorsun, at altına kendi imzanı, sana ait birşeylerle o görünümü süsle" diyor.

Patricia Field'ın geçtiğimiz Çarşamba gecesi Longtable'da düzenlediği Marks&Spencer defile görüntüleri. Aksesuarların satışta olmadığı ama elbiselerin satışta olduğu koleksiyon. Daha fazlası için ise www.patriciafield.com 'dan sipariş imkanı var.





Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 27, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoSansürcü ve yasakçı zihniyetlerin 21. yüzyıl eserinin içinde kendine çıkış noktası arayanların şu adresleri şu şekilde yazması gerekiyor:

ekşisözlükten alıntıdır:

177- biliyorum zaten çözüm değil, sorunun çözüme ulaşması bu şekilde olmamalı falan filan; evet de çare kalmayınca deniyor insan. neyse, ben söyleyeceğim şeye geleyim. youtube örneğinde uyguladığımız yol olan c:\windows\system32\drivers\etc'deki hosts dosyasına siteye direkt ulaşımı sağlayan ip'yi yazarak, karşısına linki yazmak da ne yazık ki çözüm olamıyor bu engellemeye. zira subdomain uygulaması engel çıkıyor karşımıza. yani güzide bloglarımıza xxxx.blogspot.com olarak girildiğinden yine engelleniyoruz. ama yine de en azından eşin dostun bloguna kasmadan gireyim diyorsanız, yine aynı bağlantıdan
yani c:\windows\system32\drivers\etc\hosts- girip şöyle şeyler yazabilirsiniz:
72.14.207.191
www.blogger.com
72.14.207.191 blogger.com
72.14.207.191 www.blogspot.com
72.14.207.191 blogspot.com
72.14.207.191 modatrendenin.blogspot.com (eşin blogu)
72.14.207.191 guzelsentrendenin.blogspot.com (dostun blogu)
bunun dışında pek bir şey yapamıyoruz gibi geldi bana. tunnel'lar var tabii de, pek sevmiyorum ben hacı.
(
rebelly, 25.10.2008 12:59 ~ 13:00)

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo24 Ekim saat 19:00.
Eve geldim. İnterneti açtım. Maillara bakarken elim site istatistiklerine gitti. İstatistikleri olması gerekenin yarısında görünce, gidip diğer istatistik sitesine baktım. Orada da öyleydi. "Bir sorun var" dedim içimden. Moda Trenden İn ve Güzelsen Trenden İn'i yokladım. Özensiz, içeriksiz, sebepsiz o malum kırmızı yazıyı görünce beynimden vurulmuşa döndüm. "İçimden moda yazısı yazarak ne yapmış olabilirim" dedim. Sonra sırayla aklıma gelen blogları yokladım. Hepsi yasaklanmıştı. Ardından
eksisözlük vs gibi sitelerden olayı takip etmeye başladım.
Üç gündür de bu olayla yatıp kalkıyorum. Başlarda yasakçı zihniyetin 8 kusurlu hareketten birini işlemiş olan bloglara verdiği cezadan nasibini almış milyonlara yaklaşan kullanıcıların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması olarak olay ele alındı.
Ancak dün akşamüstü itibarıyla bulutlar dağıldı. Gerçek ortaya çıktı.
Teknoloji şirketi Digitürk, LİG TV'den maçlarını internetten kaçak izlemeyi kolaylaştıran formül sağlayan "bazı" blogları susturmak istemişti.
Ancak gelinen noktada sayısı yüzbinlerle ifade edilen bloglar kapatıldı. Site sahibi yüzbinler ve milyonlarca okuyucu 4. günün sonunda hala mağdur.

Öyleyse şimdi bu soruların cevap bulması gerekiyor:
1- İstanbul'da kurulmuş ve merkezi burada olan Teknoloji şirketi Digitürk, niçin kalkıp Diyarbakır'da bir mahkemeye dava açıyor?
2- Teknoloji şirketi Digitürk, bugün NTV'de avukatları tarafından yaptığı açıklamada "bloggerların hepsini kapatmak gibi bir niyetimiz yok" diyerek ne demek istiyor? Lakin her teknoloji şirketi hatta ortalama internet gezgini bile kapatmanın adres bazında yapılabileceğini bilir. Niçin o adresler Dijitürk şirket bünyesinde kurulmuş olduğu söylenen "Fraud" departmanınca tespit edilebilirken, sadece onların kapanması yönünde mahkemeye başvurulmuyor?
3- "Biz Google'a bu sitelerde şifre veriliyor birşeyler yapın diye ilettik ancak cevap alamadık" diyen teknoloji üretebilen Digitürk, adwords, adsense'den büyük gelir elde eden Google'a "tüm bloggerları Diyarbakır mahmekesinde kapatayım da sen mağduriyet neymiş gör" diyerek kafa mı tutuyor?
4- "Bloggerları kapatma niyetimiz yok" ne demek? Bu hareketle kapandığının farkında değil misiniz?
5- Lig Tv şifresini bloglar sayesinde kırabilenler, sadece bir linkten girerek bu haftasonu tekrar bu şifre kırma işlemini yaparak FB, GS, BJK, TS ve diğerlerinin maçlarını acaba bloglarda öğrendikleri yöntemlerle izlemediler mi?

6- Kendi hakkını savunurken başkalarının haklarına tecavüz etmek suç sayılmayacak mı?
7- Digitürk bu sansür mekanizmasına ön ayak olduğunun ülkemizi utanç verici duruma düşürdüğünün farkında mı?


Bigumigu'ya bırakılan bazı görüşler:
MioCaro (26/10/2008 4:50:29 PM)
Digitürk kendi ticari kazançlarını korumayı düşünürken bütün ülkenin, blog yazarlarının, okuyucularının ve kendi müşterilerinin kişisel hak ve özgürlüklerini hiçe sayıyor. Davanın neden Diyarbakırda açıldığı ayrı merak konusu. Arayıp kayıt sistemi dahilinde DT aboneliğimi iptal ettirdim. Gerekçesini detaylarıyla anlatarak. Buyrun detaylar

Bu büyük hatanın telafisini avukatları, hukuk danışmanlarıyla Digitürk'ün yapması gerekiyor. Ve bunun da diğerlerine, hepimize emsal teşkil etmesi gerekiyor. Haklarımızı ararken diğerlerinin özgürlüklerini tehdit etmeyelim.

firat® (26/10/2008 8:08:58 PM)
Blogger'daki herhangi bir blogu kapatabilirsiniz. Daha önce örneklerini gördüm. Digiturk gibi iletişim ve teknoji servisi sunan bir platform iyice araştırıp, gerekli mercilere başvurup, akabinde o siteli kapattırma yoluna gitmek yerine, daha basit ve işlerine gelir bir yol tercih edip, tüm Blogger servisini kapatma yoluna gittiler. Buradaki sorun telif yasası dahilinde kapatmak zorunda bırakılan bloglar değil, hiçbir suçu olmayan, tamamen bilgi, kişisel deneyim, ilgi alanları vs. gibi herkesin kendince bir tat bulduğu yüzbinlerce blogun kapatılmasıdır. Blogger'in burada herhangi bir suçu yok. o sadece bir servis sağlayıcı. Gidersin, görüşürsün yetkililerle ve üç beş kuruşunu kurtarırsın. Böyle bir açgözlülükle sansürün dibine vurmanın bir anlamı yok.

tropical (26/10/2008 11:58:09 PM)
digiturk'un suclulugu, kolay yola kacmasi vs. tartisilabilir konulardir ama turkiye'de kapali tek site blogger degildir, son da olmayacaktir boyle giderse. bu da blogger'in kapatilmasi olayinda sucu olsa bile buyuk resimde olayin digiturkle alakali olmadigini, cok daha ciddi bir sansurle karsi karsiya oldugumuzu bize maalesef bir kez daha gosteren bir durumdur.

youtube'un kapali olmasina bugune kadar ciddi hicbir tepki gosterilemedi (diger siteler icin de gosterilmedi ama youtube sembol oldugu icin soyluyorum)
bu olayda su kurumu, diger kapatmada baska bir kisiyi, berikinde bambaska birini suclayabiliriz, ama bunun bir SANSUR oldugunu ve sevdigimiz sevmedigimiz, bizi ilgilendiren ilgilendirmeyen her site icin, internet icin, ozgurluk icin tepki gostermemiz gerektigini kabul edip sesimizi duyurmazsak, o kapanir, bu kapanir ve bu boyle devam eder.



Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 24, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 23, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Patricia Field, David Dalrymple ve ben. Daha doğrusu ben, Patricia Field ve David Dalrymple.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 20, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Gossip Girl delisi olmayan var mı? Konu "çoluk çocuk" gelse bile günümüz trendleri açısından moda dersleri için bile seyredilir.

Ben şimdi 2. sezona geçmiş durumdayım. 2. sezonun 3. bölümünde Serena'nın zincirli bir çantayı tek omzundan sallandırdığını gördüm. Aynı 15 yıl öncesinin "anne modeli". Bu eski-yeni çanta takma biçimini sırf Serena'da da görmüyorum. Geçen gün ağırbaşlı bir partide de rastladım. Bu modelin çaprazlara kaptırdığı tahtını geri alma mücadelesi içinde olduğunu söyleyebilirim.

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoModa baygını ecnebiyi nasıl bilirsiniz?
-Önemli bir satış/indirim öncesi saatlerce mağaza önünde kuyruğa girmiş olarak.
İşte şimdi bizim de uğruna sıraya girip sabahlayacağımız bir olayımız var.

Patricia Field'ın Marks&Spencer'a hazırladığı koleksiyon 24'ünde şu mağazalarda satışa çıkıyor: Bağdat Caddesi, İstinyePark, Akmerkez, Nişantaşı ve İzmir Alsancak Marks & Spencer.
Şimdiden "sen benim kim olduğumu biliyor musun'lu" ayırtmalar var aldığım duyumlara göre.
Koleksiyon ilk günden tükenmezse sadece Ekim-Kasım ayında raflarda.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 16, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoVan Gölü canavarı, enflasyon canavarı ve trafik canavarından sonra şimdi de kriz canavarı var. Hülya Avşar krize karşı şimdiden "3" cipini sattı haberleri yankılanıyor. Bugün Hürriyet'te de sosyetenin krize karşı aldığı önlemler vardı. Moda ekonomisinin ayakta kalmasını sağlayan tanıdığınız alışveriş canavarları şu tip önemler almış:
- Mağazaya gidildiğinde 2 yerine 1 adet alınacakmış.
- İhtiyaçların dışına çıkılmayacakmış.
- Lüks seyahatler ertelenmiş.
- Alışveriş yerine ortamdan faydalanıp emlak satın alınacakmış.

Sosyetenin bu faydalı önlemlerinden yararlanmak ya da "vur patlasın çal oynasın" yapmak elinizde. Ölümlü dünya. Bir kere geliyoruz değil mi? Öyleyse nasıl dibine vurup, patlatıp çalıp oynarız?
- Özellikle dolar ve euro kuruyla bir daire kiralanır. İçine de bolca masraf yapılır.
- Euro bu kadar artmışken milli para birimi Euro olan Türkiye'den yabancı otomobil alınır. Petrolün yüksekliği ile artık saat ve gün mefhumunu yitirmiş şizofren trafiğe her gün iş olmasa bile çıkılır. En azından arabayla dolaşılır.
- Fiyat politikasının yurtdışından belirlendiği yabancı menşeili ürünler özellikle Harvey Nichols ve Beymen'den alınır. Ancak Harvey'de fiyatlar pound üzerinden olacağından, pound bu krizde meşhur olmadığı için, şan şöhret adına Avrupa fiyatlı Beymen'den almak daha akıllıca olur.
- Dolar kuru üzerinden belirlenen spor salonlarına yıllık abone olunur ve hiç gidilmez. Önemli olan spor salonuna karşı aylık taksitler halinde dini vecibeyi yerine getirmektir.
- Fersah fersah çıkan doların hızından faydalanmak için özellikle ABD'ye gidilip alışveriş yapılır. "Bugün 1.47'den almıştım, yarın allahkerim" diyerek, olay bir oyuna dönüştürülür.
- Özellikle tekstil ticaretine atılınır. ABD'den ithalat yapılır. Çok mu uzak? E Avrupa'dan yapılır.
- Yine milli para birimimiz "Avro" üzerinden fiyatlandırılmış mobilya alınır. Her geçen gün bir öncekini aratacağından adrenalin bağımlısı olunur.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo

Chanel'in bu çoraplarını görmeden çorap hayali kurmamak lazım. Özellikle Chanel aşığı kadınların bunu arzuladıklarına eminim.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo"Üstün" moda bilgim olmasa, YesStyle adlı Güney Kore firmasının bu ağ şeklindeki botunu görünce "ay YSL'nin geçen haftaki defilesinden çalmış" diye Yes'in günahını almaya çalışırdım. Oysaki geçen kıştan beri Yes bu botları satıyor. Adamlar bir nevi trendsetter. Hatta malı eritmiş bile. Alamadım ne siyahını ne de ten rengini.




Yes Style


YSL

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 13, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoAnya Hindmarch iki yıl önce "I'm not a plastic bag" sloganını bez bir çantaya yazmıştı. Yeşil hayat için tasarımını da doğallaştıran tasarımcının plastik PVC'den yapılma Target koleksiyonu "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" dedirtiyor.


Bu arada $49 civarlarında satılan plastik çantaların bir kısmı gerçekten çok hoş. Target'ta bu hoşluk tükendiği için ebay piyasasında fiyatlar ikiye katlamış durumda.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 12, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoMeşhur antep baklavası Moda Trenden İn! bu ay "Adamakıllı dergi" Esquire'ın Ekim sayısında. Sevgili Elçin Kaçar'ın hazırladığı keyifli blog dosyasındaki mini röportaj aşağıda.





Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo

Marc Jacobs'ın tasarladıkları kadar kendi giydiği kıyafetleri de konuşuyoruz.
2 Hafta önceki Louis Vuitton defilesiden sonraki selam merasiminde yumurta topukları ortaya çıktı. Maskülenliğin yeni görünümünü eteğiyle de zorlayan Jacobs tabi ki farkını ortaya koymak istiyor.

Bu arada eski haliyle karşılaştırdığımız yeni görüntüsünün çağ atlamış olduğunu söyleyebiliriz. Marc Jacobs çirkin ördek yavrusundan bir "kuğuya" dönüşmüş durumda.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 10, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoSwims bir süredir etrafta. Özelliği ayakkabı galoşu olması. Yani yağmurda ayakkabıyı koruyor. Düz olan modeli 94 euro'lara satılıyor. Şimdi topuklular için de bir alternatif geliştirmişler. Ancak onlar daha tasarım aşamasında. Notcot'ta öyle okudum en azından. Topuklu için olanları değişik. Kullanılır mı? Ben bunlara çil çil avroları dökmem herhalde. Özellikle kendisinin önlenemez yükselişi göz önüne alınırsa...




Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeEkim 08, 2008logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoHaftaların haftası Paris Moda Haftası geçen Pazar itibarıyla finalize oldu.
Favori görüntülerden oluşan (alttaki galaksi postları dahil) bir potporiyle programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.


Miu Miu - Elbise üstü pilili etek parçası, etek üstü pilili etek parçası Miu Miu'nun sahalara getirdiği hoş bir seda.


Lanvin- Kumaşla yapılan oyunlar ve ince kemer Alber Elbaz'ın ustalığında hayranlık uyandırıyor.


Rue Du Mail-Martin Sitbon'dan inşa hareketleri.


Vivienne Westwood- 67 yıldır bitmeyen başkaldırı umarım daha uzun yıllar sürer. Geçtiğimiz sezon Sherlock Holmes pardösülerine Harvey Nichols'da hayran kalmıştım. Bu da ona benziyor.



Nina Ricci- Olivier Theyskens'in neredeyse koleksiyonun tümüne yaydığı önü kısa arkası uzun formlar aşık edecek cinsten. Zaten bu formu Guns'n Roses November Rain'de Stephanie Seymour'un üzerinde görüdüğüm günden beri seviyorum. Bu koleksiyondakilerin hepsi şahane.



Sharon Wauchob- Drape cambazlığı. Elbisenin rengi "yıkılıyor".



Tsumori Chisato- Dede Korkut yerine Tsumori'nin masallarıyla büyüseydim keşke. Bu kadının tarzı bu ve ben bunu hep beğeniyorum.



Manish Aurora- Dakka 1 Gol 1'cilerden. İlk görünüm zaten yetti. Manish'in sirki olağanüstü.


Ann Demeulemeester- Cool'luk sembolü tasarımcının tüm işleri gerçekten çok cool.



Louis Vuitton- Marc Jacobs'ı sevmek için neden üstüne neden, neden üstüne neden. Bu nedenler o yüzden Louis Vuitton'u da sevdiriyor. Sayesinde.

Etiketler:

nd #comments --> v>