gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 30, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoAlexander McQueen de Erkekler Haftası'nda video gösterdi.

Ünlü fotoğrafçı David Sims çekmiş filmi.

3'e bölünmüş gerilim filmini özellikle ortadaki donlunun ya da sağ karedeki yine aynı kendini boyayanın ne yaptığını anlatıp sanatı topluma indirgeyecek halim yok.

Bireysel algıya bırakılmış madem, buradan bozmayıp öyle devam edelim.

Uzun versiyonu için.

Etiketler:

nd #comments -->
gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Lipstick'lerin parmaklanma usulüyle sürülmesinden ben de hoşlanmıyorum. Tüp olanlar ise fena değil.

Ed Westwick'in kullandığı bu top dudak koruyucusu eos, bu anlamda yeni bir tasarım gibi.


Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 29, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 28, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 27, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 26, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDazed&Digital'da Vivienne Westwood ve bilimadamı James Lovelock'un röportajı vardı bugün.

90'lı yaşlara merdiven dayamış Lovelock, yazar, çevreci, bilimadamı ve fütürist olarak geçiyor Wikipedia'da.

Modanın aktivisti Vivienne Westwood, sevdiği yazarla sohbet ederken Lovelock'tan dünyanın geleceğine dair şu inciler dökülüyor.

- Şu saatten sonra dünyanın gidişatı için yapılacak birşey kalmadı.
- Kuzey Kutbu'ndaki buzul 5-20 yıl içerisinde eriyecek!
- İnanılmaz bir ısı açığa çıkacak.
- Bir anda sıcaklık 2 katına çıkacak.
- Burada bizim yapabileceğimiz/durdurabileceğimiz birşey yok.
- Düşünmemiz gereken sadece bunun için hazırlanmak. (Türkiye'nin depreme hazırlandığı gibi bir hazırlıktan bahsedilmiyor!)
- Bu sonuç dünya için kötü değil ama dünyadaki 7 milyar insana göre olmayacak.
- Yeni yerleşim bölgeleri Kuzey Kutbu'ndaki Kanada ve Sibirya.
- İnsanlar 1 milyon yıldır dünyada ve böyle olaylar ezelden beridir yaşanıyor (7 büyük olay).
- En yakını 14.000 yıl önce yaşandı ve sadece yeryüzünde 2000 insan kaldı. (Bizler de onların torunlarıyız.)
- Efsanevi su baskınları yaşanmıştı 120 metrelik.


James Lovelock'ın dünyayı yaşayan bir organizmaya benzettiği tezi var. Bu tezini ayrınıtılı anlattığı kitabı The Revenge of Gaia: Earth's Climate Crisis and the Fate of Humanity 1979 yılında yazıldı.

Bilimkurguyu severim. Beyin açıcı ve geliştiricidir. Sanat bilimden önce gelir. Yazılıp çizilenler genelde gerçeğe dönüşür. Placebo'nun geçenlerde bahsettiği "Marmama river"ın kıyılarındaki evlere isteklenmeyin artık.
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 25, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoAmerikan dergicilik tarihinde Vogue'u ilk defa Elle, yarı yılda reklam sayfası olarak sollamış.

Forbes’ta yer alan ilginç yazıdan öne çıkanlar şunlar:

- İlk 6 aylık dönemde Elle’in reklam sayfa sayısı 970, Vogue’un 956. Lider Instyle'ın ise 1511.
- 2008’de Vogue’un reklam sayfa sayısı Elle’den %10 fazlaymış.
- Vogue’a dair çıkan spekülasyonlar, Şubat kapağında Blake Lively! seçiminin “hafif” kalması, bir de üstüne Vogue Living ve Men’s Vogue'un kapanması bu düşüşün nedenleri olabilir.
- Michelle Obama’lı Mart sayısı satışları %5 artırmış.
- Marie Claire ve Harper’s Bazaar tv’deki projelerinin kaymağını yiyorlarmış. Reality şov promosyonları işe yaramış.

- Vogue tv projelerinde yer almıyor. Ancak sinema versiyonları(Anna Wintour'un ta kendisi ya da sinema verisyonu) çılgına çeviriyor: Şeytan Prada Giyer ve
The September Issue.

Yazı yakın gelecekteki dergi savaşlarında hangisinin daha değerli olacağını merak ederek bitiyor. Ulaşılabilirlik mi yoksa arzulanmak mı?

Dergi savaşları hoşuna gidenler Forbes’ten yazının tamamını okuyabilirler.

Şahsen Vogue'un tüm bu dergilerden farklı bir marka büyüsü var benim için. O yüzden "halka" inecek projeler yapmasını ben istemem. Reklamla kan kaybetmesi ise derginin geleceğini sarsan bir durum. Umarım allah düşürmez reality şovlara. Başka formüller bulunur.

Vogue'u yolda yürürken şöyle hayal ediyorum: "Burnu düşse yerden almaz."
Bu hayal ettiğim arogan tavır ise hoşuma gidiyor.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 24, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
I-D dergisinin yayını 6 aya düşürüldü diye ağıt yakarken, Trendsetter dergisinin kapandığı şoku var şimdi de.

Bu tarzda dergilerin kapanma haberi çok canımı sıkıyor. İnanmak da istemiyorum.

O yüzden bu sefer işi araştırmak adına derginin yayıncı kuruluşu Maya İletişimi aradım. Derginin son sayısının Mayıs 09 olduğunu söylediler. "Peki dergi bir daha çıkmayacak mı?" diye sorduğumda ise, "Ekim'de çıkacak" dediler. Trendsetter yaz tatili boyu finansman mı arayacak yoksa tamamen bitti mi bekleyip göreceğiz.

Bu arada eğer son sayı Mayıs'sa benim de bir katkım olmuş oldu arşivlik sayıya.

Günlük ziyaret ettiğim moda kaynaklı internet sitelerini yazmıştım.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDünyada blogcuların elde ettiği başarı sayesinde bana giren çıkan olmasa da, keyifle karnımı kaşımama sebep oluyor güzel gelişmeler.

Modanın yeni kanaat önderleri yeni kitlelerini değişik tatlarla doyurmanın yanı sıra, pazarlama dünyasının da yeni oyuncakları aslında. Moda yaşam döngü zincirinde yadsınamayacak yere gelenler yeni icad mesleklerini sürdürüyorlar. Bu başarıdaki en can alıcı noktaysa feci halde kendin olmak.

Kanada'nın çok katlı mağazası Holt Renfrew, blog ünlülerinden aldığı ilhamla onları vitrinlerine taşıyor. Mankenleri vitrinlerde yer alacak blog ünlüleri şöyle; Jane Aldridge, Scott Schuman (Sartorialist), Jak&Jil'den Tommy Ton ve şimdi Milano Erkek Moda Haftası'na davet edilen Bryanboy. Cuma günü Kanada takipte olunmalı.

O kadar akıllık etmiş ki Holt Renfrew, normalde vitrininde ne olacağını bilmeyecektik. Hatta adını bile duymamıştık. Ancak blog saadet zinciri sayesinde bu haberle Holt'un adı şimdi her yerde. Farklı ve akıllıca bir proje.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 22, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Mat ojeler yeni trend. Yazın şarkısını bilmem ama yazın ojesinin mat olacağı kesin. Türkiye bu yaza yetişemezse seneye kışa, eğer kırmızı ojelere benzerse 5 sene sonraya ancak tırnaklarına kabul edecektir.

Marketteki matlara gelince; Opi duruma liderlik ederken bugün Nylon dergisinde
Ko markasını gördüm. Hayli iddialı renkler var. Gerçi Opi'nin matlarını da ilk Nylon'dan öğrenmiştim.

Gelelim etraftan araştırdığım matlara:

1- Önüne, sonuna parlatıcı, koruyucu sürülmüyor.
2- Ne kadar parlamasa o kadar kar.
3- Basbas bağırmayan renk skalası genelde gotik renklerden oluşuyor farklı markalarda.
4- Favoriler gri ve siyahlar.
5-
Zoya'nın MatteVelvet'ları,
6- Opi'nin 6 farklı renkteki (Russian Navy, Lincoln Park After Dark, You Don’t Know Jacques!Alpine Snow, La Paz-Itively Hot, Gargantuan Green Grape) Matte serisi,
7- Ko'nun 6 farklı rengi(favorim Ox) piyasanın konuşulanları.
8- Maybelline'in yıllar önce çıkardığı ancak devam etmediği bir mat seri bulunuyor. Yani artık bulunmuyor.
8- Butter London'ın bir ojesi tırnaktaki pürüzleri düzeltiyor ve aynı zamanda matlık veriyor. Matlık veren formüller eskiden erkeklere tavsiye ediliyordu.
9- Metroseksüeller ya da yeni adınız her ne ise,
Essie'den man-i-cure adlı matlaştırıcı bir oje var.
10- Ya da Orly'den Nails for males.
11- Deneme yanılmalarda matları sürüş testinden geçirenler ojelerin 5 gün zor dayandığını söylüyor. Ne derlerse desinler alta baz sürün diyorlar.
12- Opi'nin renklerini all lacqured up blogu sürmüş.
Ismarlamadan önce görün derim. You don't Know Jacques rengi, kanımca ortalığı yıkar.


Ko'dan siyah mat


Opi'den You Don't Know Jacques

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 17, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo

Dergilerin kapağı çıplaklıkla devam ediyor. Bu sefer çıplak olan Brüno.
GQ'nun kapağında Sacha Baron Cohen, Temmuz'da vizyona girecek filmi için tanıtımda.
GQ'da alışık olmadığımız kareler bunlar.



Avusturya'lı moda araştırmacısı/röportör Brüno'nun defile sabotajları merakla bekleniyor. Filmin Borat'tan daha matrak çıkacağını zannediyorum.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 16, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDaha bugün Ünitim'in stil videolarından bahsederken Başak Fransez'in tarzına yer vermiştim. Stil sırlarının birebir medya etkinliğinde kopyalanacağı aklıma gelmezdi. Bu bir tesadüf olabilir mi?

Kelebek Ödülleri'nde Şenay Akay- Başak Fransez'in tanıttığı stile karşı.


Şenay Akay, Başak Fransez

Etiketler:

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 15, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoYeşil konuları ilgi çekerken, bir öneri.

Doğal kozmetiklerle ilgili yaptığım bir röportaj sayesinde Eczacı Nazan Kemali ile tanıştım.


Anlattıklarını dinlemekten büyük zevk aldığım çağımızın bilgelerinden Nazan hanım. Engin tecrübesi ve bitkilerle ilgili bilgisinden faydalanmak ve bitki şifacılığı konusunda meslek sahibi olmak isteyenler için bir kurs fırsatı var. (Nazan hn'ın kurslarından sonra Aktar sahibi olan, cilt bakım uzmanı olan birçok kişi var.)

Nazan hanım beşer kilişik gruplar halinde Cilt bakımı, Lazerterapi, Aromaterapi, Fitoterapi, Epilasyon konularında 15 saat ile 20 saat arası ders veriyor ve sonunda meslek sahibi olunabiliyor.

Detaylandıracak olursam;
Aromaterapi kursunda: Aromatik yağların ve yağ karışımlarının kullanılışları, hazırlanması (kilo verme- cilt bakımı ve problemlerinde yardımcı metod olarak kullanımı)

Fitoterapi kursunda: Bitki ve bitki karışımlarının kullanılışları (kilo-cilt problemlerinde yarıdımcı tıp metodu olarak diabet, tansiyon, barsak- mide problemleri, uykusuzluk, stres ve birçok hastalığın tedavisinde alternatif olarak)

Lazerterapi kursunda: Soft lazerin kilo, cilt tedavisinde kullanışı anlatılmakta.

Detaylı bilgi için: 0216 336 92 41 veya 0532 245 38 22 no'lu telefondan Ecz. Nazan Kemali'yi arayabilirsiniz.

Not: Nazan hanımın kişiye özel hazırladığı kremden kullananlardan biriyim ve 6 aydır bu kremden çok memnun olduğumu söylemeliyim. Çünkü kremin içinde kusurlu maddelerden olmadığını, Nazan hanımın esansları Afrika'dan aldığını, mesleğinin öncülerinden ve hiç durmadan araştırma yapan biri olduğunu biliyorum ve kremin içeriğine güveniyorum.

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 12, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoUnitim'in hazırladığı videolu stil ipuçlarında alışverişi isteklendirecek parçalar var. Özellikle Deniz Marşan'ın ayağındaki bebe turuncu stiletto alınmaya çağırıyor. Başak Fransez'in bebe eteği yıkılmakla beraber her bacağa uygun olmadığını da eklemek lazım.



Deniz Marşan: Ceket ve askı G-star, Pantolon, bluz, ayakkabı bebe, takılar Accessorize.


Başak Fransez: Beyaz t-shirt G-star, Ceket ve etek bebe, ayakkabı Aldo, kolye Accessorize.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoCalvin Klein'dan USB stick olabilen güneş gözlüğü.

Transformer çağında olmamıza rağmen, daha tam manasıyla bu tarz ürünlerle kuşatılmadık. Hatta markalı ürünler işi daha ağırdan alıyor. Hal böyleyken geçen ayın İtalyan Elle dergisinde rastlamıştım bu gözlüğe. Sonunda fotoğrafını
bir sitede buldum.


Bilgileri gözü gibi saklamak isteyenler için 4GB (Hiç fena değil).




Aslında hiç fena fikir değil. Ben USB'mi genelde unutuyorum. Arkadaşlarımla yüklü fotoğraf alışverişimiz kısa kalıyor. Her gün kullanılan eşyalarda monte şekilde olsa, en azından bir usb taşıdığımı bilirdim.

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 11, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoAğzımız vasıtasıyla içeri girenleri kontrol ediyoruz (Paketli olanların en azından kalorisine bakıyoruz). Peki ya sürdüklerimiz yoluyla içeri yollananlar nelerden oluşuyor ve bizim için ne kadar iyi haberimiz var mı?

2004 yılının sonlarında bir site keşfetmiştim. Kozmetik ürünlerin içindeki maddelerin neler olduğunu ayrıntılı olarak sıralıyordu. Siteye sahip olduğum her kremin içeriğini girip, dudak bükmeye başlamıştım. Sonra iş arkadaşlarımınkileri inceleyip onların da moralini bozuyordum. Diş macunu, oje, saç boyası, nemlendirici, deodorant derken ipin ucu kaçtı. Çünkü kullandığım herşeyde illaki kusurlu madde vardı. Atın ölümü arpadan olsun diye siteyi unuttum gitti.

Sitenin isimini beyin odacıklarımda bulamıyordum. Travma onu epey derinlere gömmüş. Sonraki yıllarda aklımda kalan bir takım maddeleri elime geçen ürünlerde ister istemez inceledim. Bu maddeler hayatımı yönlendirmese de beni rahatsız etti. O yüzden geçen yıldan beri organik maddeler kullanmaya çalıştım (Zangoç siteye göre seçtiklerimde pek başarılı olamamışım).

Bugün organik, ekolojik, sağlıklı yaşam konularına pek meraklı bir arkadaşım, kendine en kanserojensiz güneş koruyucu (Kozmetiklerdeki yoğun kanserojen maddeler maalesef yüksek koruma faktörlü güneş kremlerinde var. Güneş mi, koruma faktörü mü katil onu filmin sonunda göreceğiz.) aramakta olduğunu iletti. Ve ürün taraması yapan bir site bulmuştu. Yani benim 5 yıl önceki kabus geri gönmüştü. Travma yeni ara yüzüyle karşımdaydı.

Başladım yine araştırmaya. Sitede korkarak arattığım kulllanmakta olduğum ürünlerde sıkıntılar var yine. Severek kullandığım bazı ürünler için 3 maymunu oynayacak mıyım bu sefer bilemiyorum. Mesela körü körüne bağlandığım Mavala allahtan marka olarak incelemeye alınmamış. Ancak Laura Mercier'in taptığım Secret Brightener'ı neredeyse idamlık. Ahava'nın 50 faktörlü mineralli güneş koruyucusu sınıfta kalmış. Bir de ürünler/markalar yok diye sevinmeyin, içindekileri sitede aratarak etken maddenin şeytan mı melek mi olduğunu öğrenebilirsiniz.

Sitenin puanlama yöntemine göre 1-3 arasında puan alan ürün yırtıyor. Ancak o rakamlar 10'a yaklaştıkça kızarmıyor mu, işte ondan kormak lazım oluyor.


Ürünleri kullanmak mı yoksa buradan takip etmek mi bünyeye zarar, karar sizin.

Bir de güneş koruyucuları hakkındaki dosyayı herkesin okumasını tavsiye ederim.


Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 08, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoKörpecik Marilyn Monroe'nun 24 yaşındayken (1950 yılının Ağustos ayında) Los Angeles Griffith Park'ta Life dergisiyle yaptığı çekimden gün yüzü görmemiş kareler yayınlandı.



Karelere daha önce bakmamış olmamızın sebebi, derginin dijital ortama geçerken, bu görüntüleri arşivlerinde bulmaları.




Görüntüleri çeken Ed Clark 1999 yılında bu fotoğraf çekimini anlattığı röportajında; Kareleri dergiye yolladığını, akabinde "Kim olur ki bu Marilyn Monroe?" diye geri dönüş yaptıklarını anlatmış. Ama daha sonra "Bazıları Sarışın Sever" filminin akabinde Marilyn ve Jane Russell'ın fotoğrafları derginin kapağında yer alabilmiş. (Hikayenin bu kısmında bizimkilerin Pavarotti için sesi yetersiz diye geri göndermeleriyle yakınlık kurabilirsiniz.)





Doğal kumral olan Jean Harlow, modellik günlerinde ajanslar sarışın arıyor diye saçlarını sarıya boyatmış.



24 yaşındayken çekilmiş karelerde Marilyn Monroe'nun üzerinde baş harflerinin nakışlandığı beyaz bir gömlek ve yüksek belli bir şort var. Bazı kareler ise Monroe'yu bikini üstüyle görmemizi sağlıyor.



Tüm kareler ve hikaye için: http://www.life.com/image/88010853/in-gallery/27412/marilyn-neverpublished-photos

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 06, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoBir süre önce Pudra'm blogunda okudum Makas'ı. Bu hafta yolda giderken bizim semte de geldiğini görünce bir deneyeyim dedim.

Deneme sonucunda ilk defa kuaföre bir haftada 2. kez gitmiş oldum. (Biri fönü ve manikür-pedikürü deneme, diğeri vakit darlığından saç yıkatmış olma amaçlı fön)

Makas, şehrin en hip kuaför dükkanı olmaya oynuyor. Dükkanı dışarıdan kuaför salonu gibi algılamak zor. Vitrinde bilimum bakım ürünleri sergileniyor ve neon renkte yazılar var. "Mahalle kuaförü" tanımını tekrar gözden geçirmenize sebep oluyor.

İnanılamayacak fiyat listesi camda yazıyor. İşlemi tamamlayıp kasaya ulaştığınızda camdaki fiyatlardan zırnık fark yemiyorsunuz.

Makas, Etiler, Nişantaşı ve Beşiktaş'ta şubeleri olan Erdem Kıramer Akademi markasının bir ürünü.
Son saç trendleri burada uygulanıyor. Ekip oldukça genç. Yeni oyuncaklar, son saçlar, renk ve kesimlere hakimler.

Fiyatlardan bir kuple şöyle;
Fön: 9
Kesim: 30
Manikür: 15
Pedikür: 20

Yeni bir şube de Göztepe'ye açılacakmış. Kriz ortamına nefis bir projeyle giren Erdem Kıramer'in oğlu Emre Kıramer'ı tebrik ediyorum.

Etiler'deki dükkan, Etiler girişindeki Migros'un hemen yanında.

Kıramer Kıramer'e karşı başlığıyla çıkan Milliyet'teki röportajı daha ayrıntılı bilgi için okuyabilirsiniz.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoKendime yeni bir dolap düzecek olsam pasta payının en büyüğünü ebay'deki Indie Cult Vintage'a ayırırdım.
Varsın Indie Cult'ın reklamı olmuş olsun bu post. Hak ede ede bugünlere geldi ne de olsa.
Satış tüm dünayaya ebay vasıtasıyla yapılıyor. 50,60, 70, 80'lerden toplama ürünler bu kadar mı günümüze cuk oturur?
Yetkililere duyurulur, kişilik kokan tasarımları toparlamak da bir marifet.



$169 Buy it now fiyatı.
$149 Buy it now fiyatı.
Ağız suyu akıtmış olalım. Devamı için kendi keşiflerinize kuvvet.


$199 Buy it now fiyatı.

Etiketler: , ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 04, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoDans etmekten yara olmuş ayaklarım sayesinde, sabaha karşı ayakkabılarımı elime alıp yürümüşlüğüm var Nişantaşı sokaklarında geçenlerde.

Rollasole ve Afterheels, İngiltere'de club ve barlardaki otomatlarda kendilerini konuşlandırmışlar. İngiltere dışına yayılmak istiyorlarmış. Bayilikler verilirmiş. Yani Nişantaşı ve Beyoğlu barlarının dikkatine!



Ayrıca Afterheels markasının çevreci yaklaşımlar güttüğünü de söyleyelim. İki marka da otomatlarda 5 pound'a satılıyormuş.

Böyle bir makina olsaydı sokakta emin olun geçenlerde bu balerinlerden alırdım.

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoPofidik ev terliğinin bile vurabildiği bir ayağa sahibim.
Özellikle spor ayakkabı yürüyüşte koşuda derimi soymaya doyamaz.
Nike'ın bu yeni pabucu dertlere derman olabilir diye bir ümit ışığı doğdu. 239 TL. Denemek şart.


"Nike, erkek ve kadın anatomisindeki farklılıktan yola çıkarak tasarlanan, kadınlara konfor ve hareket kolaylığı sağlayan LunarGlide+ serisini yarattı. Nike LunarGlide+, iç astarından tabanına kadar, kadınların ayak yapısına uygun teknolojiler kullanılarak üretildi. Ayakkabı, kavrayışı kolaylaştıran Arch Strap bölümüne ek olarak geliştirilen ve esnemeyi sağlayan Dynamic Fit yapısıyla, ayakların su toplaması gibi sorunları ortadan kaldırıyor. Yuvarlatılmış topuk bölgesiyle, kadınların dışa basma eğilimini önlemeye yardımcı olan pedler, adımların daha düzgün atılmasına olanak sağlıyor. Kadınlara özel teknolojisiyle sporu kolaylaştıran LunarGlide+ serisi, estetik görünümüyle beğeni topluyor."

Etiketler:

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoNe zamandır gerçekleşmesini beklediğimiz olay gerçekleşti.
Vogue Nippon (Japon) edisyonunun editörleri Aslı Filinta'nın bir fuarda koleksiyonuna bayılıp onu Japonya Tokyo'daki Vogue ve Comme des Garcons! beraberliğinde yürütülen bir projeye çağırdılar.

İşin güzel tarafı, Comme des Garcons'un baş kadını Rei Kawakubo'nun Aslı'nın tasarımlarını beğenmesi. Kutlanmaya değer bu olayı blog ünlüsü Dazed&Confused dergisinin internet ayağında çalışan Susie Bubble D&C'nin sitesinden aktardı. Artık dünya duydu.



Japonya'daki devler liginde safkan bir Türk'ün olması çok gurur verici.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHeas="date-header"><$BlogDateHeHaziran 03, 2009logDateHe!-- Begin .post -->
<$BlogItemBoBagie Bag, hayatımda gördüğüm en hafif ve en ince çanta.

Dupont firmasının ürettiği Tyvek malzemesiyle vücut bulan Bagie'nin %100 geri dönüşümlü ve %Türk olması onu cazip kılıyor.

Tipine aldanmayıp 12 kg'ye kadar taşıyabilmesi ise onu cep herkülü yapıyor.


Islanması ve yırtılması ise söz konusu olmayan ilginç çantayı ben denedim ve değişiklik arayanlara tavsiye ediyorum.

Etiketler: ,

nd #comments --> gDateHea!-- Begin .post -->
<$BlogItemBo
Aya ayak basmanın 40. yılını bir moda markası ancak bu kadar klas bir şekilde kullanabilirdi.

Etiketler: ,

nd #comments --> v>